18px

İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi


İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi

İSLÂM’DA EŞ SEÇİMİ VE NİKÂH AHDİ

Giriş: Evlilik sadece iki insanın birleşmesi değildir

İslâm'a göre evlilik, yalnızca iki insanın birbirini sevmesi ve aynı evde yaşamaya karar vermesi değildir. Evlilik; sevgi, merhamet, sadakat, iffet, sorumluluk ve Allah rızası üzerine kurulan ciddi bir ahittir.

Kur’an, evliliğin temelindeki büyük hikmeti şöyle bildirir:

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً

“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun ayetlerindendir.”
(Rûm, 30/21)

Burada evliliğin üç temel direği görülür:

Sekînet: Eşlerin birbirinde huzur bulması.
Meveddet: Sevginin kalıcı bir bağlılığa dönüşmesi.
Rahmet: Kusur, hastalık, yaşlılık ve sıkıntı zamanlarında birbirine merhamet edilmesi.

Dolayısıyla doğru eş seçimi, sadece:

“Kimi seviyorum?”

sorusuyla değil;

“Kiminle Allah’ın razı olacağı huzurlu, sadakatli ve ebedî hayata uzanan bir aile kurabilirim?”

sorusuyla yapılmalıdır.


1. EŞ SEÇİMİNDE EN ÖNEMLİ ÖLÇÜ: DİN VE AHLAK

Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et...”
(Buhârî, Nikâh; Müslim, Radâ')

Hadis güzelliğin, ekonomik durumun veya aile yapısının hiçbir öneminin olmadığını söylemez.

Asıl öğrettiği şey şudur:

Bunlar tercih sebebi olabilir; fakat evliliğin temelini yalnız bunların üzerine kurma.

Çünkü güzellik değişebilir.

Servet kaybedilebilir.

Makam sona erebilir.

Gençlik geçer.

Fakat sağlam iman ve güzel ahlâk, bütün bunlar değiştiğinde bile aileyi ayakta tutabilecek değerlerdir.

Bu sebeple eş seçiminde ilk soru:

“Bu insan Allah ile nasıl bir ilişki içerisinde?”

olmalıdır.

Fakat “dindarlık” yalnızca dış görünüşle değerlendirilmemelidir.

Namaz önemlidir; fakat bunun yanında kişinin:

doğruluğuna, emanete riayetine, haram-helal hassasiyetine, öfkesini kontrol edebilmesine, anne-babasına davranışına, insanlara karşı merhametine, kul hakkına hassasiyetine ve sorumluluk duygusuna da bakılmalıdır.

Gerçek dindarlık ahlâka yansımalıdır.


2. ERKEK SEÇİMİNDE DE AYNI ÖLÇÜ GEÇERLİDİR

İslâm'da yalnız erkeğe “dindar kadın seç” denilmez. Kadının da evleneceği erkeğin dinine ve ahlâkına dikkat etmesi gerekir.

Tirmizî'de rivayet edilen hadiste Resûlullah ﷺ şöyle buyurur:

“Dininden ve ahlâkından razı olduğunuz biri size geldiğinde onu evlendirin...”
(Tirmizî, Nikâh, 3)

Burada özellikle iki kelime önemlidir:

Din + Ahlâk

Çünkü ibadetlerini yerine getirdiği hâlde:

  • sürekli yalan söyleyen,

  • öfkesini kontrol edemeyen,

  • hakaret eden,

  • şiddete eğilimli olan,

  • aşırı kıskançlık gösteren,

  • ailesini küçümseyen,

  • borç ve para konusunda sorumsuz davranan,

  • insanları aldatan,

  • bağımlılıkları bulunan,

  • sürekli başkalarını suçlayan

bir insanla kurulacak evlilikte ciddi problemler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle “Namaz kılıyor, o hâlde kesin iyi eştir” şeklinde tek ölçülü bir değerlendirme doğru değildir.

İbadet çok büyük bir ölçüdür; fakat onun yanında ahlâk, karakter ve sorumluluk da araştırılmalıdır.


3. GÜZELLİK VE FİZİKSEL ÇEKİM ÖNEMSİZ MİDİR?

Hayır.

İslâm insanın fıtratını inkâr etmez.

Evlenecek insanların birbirlerini beğenmeleri önemlidir. Peygamberimiz ﷺ evlenmek isteyen kişinin evleneceği kadını görmesini teşvik etmiş ve bunun aralarında ülfet ve uyuma vesile olabileceğini bildirmiştir.

Bu nedenle:

“Dindarsa hiç beğenmesem de evlenmeliyim.”

şeklindeki düşünce doğru değildir.

Daha dengeli ölçü şudur:

Din ve ahlâk temel; karşılıklı beğeni ise evliliği destekleyen önemli unsurlardan biridir.

Fakat güzelliği temel, dini ve karakteri ikinci plana koymak tehlikelidir.

Çünkü gözün alıştığı güzellik zamanla sıradanlaşabilir; fakat güzel ahlâkın değeri yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılır.


4. RİSALE-İ NUR'A GÖRE EŞE BAKIŞ

Bediüzzaman Said Nursî, aile hayatına özellikle Yirmi Dördüncü Lem'a ve ilgili bahislerde dikkat çeker.

Risale-i Nur'daki temel yaklaşım, eşlerin birbirlerini yalnızca geçici dünya arkadaşları olarak görmemeleridir.

Evlilik iman perspektifinden bakıldığında:

dünya hayatından ebedî hayata uzanan bir arkadaşlık

mahiyeti kazanır.

Bediüzzaman'ın aile hayatına dair yaklaşımının merkezinde sadakat, hürmet, merhamet ve ebedî arkadaşlık düşüncesi bulunur.

Özellikle eşin yalnız gençliğine ve güzelliğine bağlanan sevginin eksikliğine dikkat çeker. Çünkü insan yaşlanacaktır.

Bugün güzel olan yüz değişecektir.

Saçlar ağaracaktır.

Beden zayıflayacaktır.

Hastalık gelebilecektir.

Fakat eş:

imanlı, sadakatli, merhametli ve güzel ahlâklıysa, yıllar ilerledikçe ona duyulan hürmet ve muhabbet daha sağlam bir temele oturabilir.

Bu bakımdan Risale-i Nur'un bakışıyla eş seçerken şu soru çok değerlidir:

“Bu insan sadece gençliğimin değil, ihtiyarlığımın da arkadaşı olabilir mi?”

Hatta daha ilerisi:

“Cennette de beraber olmayı isteyebileceğim bir hayat arkadaşı mı?”


5. EŞ SEÇERKEN KARAKTER UYUMU

İki kişinin iyi insan olması, mutlaka birbirlerine uygun eş olacakları anlamına gelmez.

Mesela ikisi de iyi Müslüman olabilir fakat:

birisi çok sosyal, diğeri çok içine kapanık;

birisi çocuk ister, diğeri istemez;

birisi sade yaşam ister, diğeri yüksek tüketim beklentisine sahiptir;

birisi ailesiyle sürekli birlikte yaşamak ister, diğeri bağımsız aile düzeni ister.

Bunlar konuşulmadan yapılan evliliklerde sonradan ciddi çatışmalar çıkabilir.

Bu nedenle evlilik öncesinde edep ve helal sınırlar içerisinde önemli meseleler açıkça konuşulmalıdır.


6. EVLENMEDEN ÖNCE MUTLAKA KONUŞULMASI GEREKEN MESELELER

Taraflar evlilikten önce en azından şu konularda birbirlerinin düşüncelerini öğrenmelidir:

Dinî hayat: Namaz, tesettür, helal-haram hassasiyeti ve çocukların dinî eğitimi.

Çocuk: Çocuk isteyip istemedikleri ve çocuk yetiştirme anlayışları.

Ekonomi: Gelir, harcama, tasarruf, borçlar ve yaşam standardı.

Çalışma hayatı: Kadının veya erkeğin çalışmasına ilişkin beklentiler.

Aileler: Anne-babalarla ilişkilerin sınırları.

Yaşanacak yer: Hangi şehirde veya ülkede yaşanacağı.

Mahremiyet: Evlilikte özel hayatın ailelere ve arkadaşlara anlatılmaması.

Sosyal medya: Karşı cins ilişkileri ve sosyal medya sınırları.

Öfke ve tartışma: Sorunların nasıl çözüleceği.

Sağlık: Evliliği ciddi biçimde etkileyebilecek hususların dürüstçe konuşulması.

Borç: Gizlenmemesi gereken önemli borç ve mali yükümlülükler.

Gelecek hedefleri: Eğitim, meslek, ev, çocuklar ve yaşam tarzı.

Bunları konuşmak romantizmi bozmaz.

Tam tersine, sağlam bir evliliğin temelini oluşturur.


7. AİLE ARAŞTIRMASI YAPILMALI MI?

Makul ölçüde evet.

Fakat araştırmak, insanların gizli kusurlarını aramak veya tecessüs etmek anlamına gelmemelidir.

Ama evleneceğiniz insan hakkında güvenilir kişilerden:

ahlâkı, öfkesi, sorumluluk duygusu, insan ilişkileri, dürüstlüğü ve bilinen ciddi problemleri

hakkında bilgi almak makuldür.

Çünkü evlilik hayatın en önemli kararlarından biridir.


8. İSTİHARE NE ZAMAN YAPILIR?

İstihare, araştırmanın yerine geçmez.

Bu çok önemlidir.

Doğru sıralama kabaca şöyledir:

Araştır → Görüş → Danış → Düşün → İstişare et → İstihare et → Karar ver → Allah'a tevekkül et.

İstihare:

“Ben hiçbir araştırma yapmayayım, rüyamda yeşil görürsem evleneyim.”

demek değildir.

İstiharenin özü, Allah'tan hayırlısını istemektir.

Rüya görmek de şart değildir.


9. ZORLA EVLENDİRME İSLÂMÎ DEĞİLDİR

Nikâhın temelinde tarafların rızası bulunmalıdır.

Sahih hadislerde kadınların evlilikte izinlerinin alınması açıkça bildirilmiştir.

Dolayısıyla:

“Ailen istedi, mecburen evleneceksin.”

anlayışı İslâm'ın evlilikte rıza prensibiyle bağdaşmaz.

Anne-babanın tecrübesinden yararlanmak çok değerlidir.

Fakat istişare başka, zorlamak başkadır.


10. NİŞAN NİKÂH DEĞİLDİR

Toplumumuzda en çok karıştırılan meselelerden biridir.

Nişanlı olmak, evli olmak değildir.

Nikâh gerçekleşmedikçe kadın ve erkek birbirlerine yabancı hükmündedir.

Dolayısıyla:

“Nasıl olsa evleneceğiz.”

diyerek nikâhsız birlikteliği meşru görmek doğru değildir.

Nişan, esasen evlenme niyetinin açıklanmasıdır; nikâhın kendisi değildir.


11. NİKÂH NEDİR?

Nikâh sadece hocanın dua okuması değildir.

Nikâh bir akittir.

Yani kadın ve erkeğin belirli şartlarla evlilik bağı kurmalarıdır.

Kur'an evlilik bağının ciddiyetini ifade ederken:

مِيثَاقًا غَلِيظًا

yani “ağır/sağlam bir sözleşme, kuvvetli bir ahit” ifadesini kullanır.

(Nisâ, 4/21)

Bu ifade evliliğin Allah katındaki ciddiyetini gösterir.


12. NİKÂHIN TEMELİ: İCAP VE KABUL

Nikâh akdinin merkezinde açık bir evlenme iradesi vardır.

Basitleştirirsek:

Bir taraf:

“Seni eş olarak kabul ettim.”

diğer taraf:

“Ben de kabul ettim.”

şeklinde evlilik iradesini açıkça ortaya koyar.

Fıkıh mezheplerinde veli, şahitler ve bazı ayrıntılar konusunda farklı hükümler bulunduğundan, uygulamada şahitler ve veli konusunda ihtilaflardan uzak, güvenli yolun tercih edilmesi gerekir.

Özellikle Türkiye'de resmî nikâhın da yapılması, eşlerin ve çocukların hukukunun korunması açısından son derece önemlidir.


13. ŞAHİTLER

Nikâh gizli bir ilişki biçimi değildir.

Nikâhın şahitlerle yapılması ve evliliğin ilan edilmesi İslâmî aile düzeninin önemli özelliklerindendir.

Bu nedenle sadece:

“Allah şahidimiz, biz birbirimizi karı-koca kabul ettik.”

demekle kişinin kendi başına gizlice nikâh oluşturduğunu düşünmesi doğru ve güvenli bir yaklaşım değildir.

Nikâhın fıkhî şartlarına uygun şekilde yapılması gerekir.


14. VELİNİN YERİ

Bu konuda mezhepler arasında ayrıntı farklılıkları vardır.

Cumhur fakihler, kadının nikâhında veliyi gerekli görür.

Hanefî mezhebinde ise akıllı ve ergin bir kadının kendi nikâh akdini yapabilmesi konusunda farklı bir hüküm bulunmaktadır.

Ancak ailelerin katılımıyla, açık, şahitli ve hakların korunduğu bir nikâh yapılması hem ihtilaflardan uzaklaşmak hem de aile bağlarını korumak bakımından daha sağlıklıdır.


15. MEHİR NEDİR?

Kur'an şöyle buyurur:

وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً

“Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin.”
(Nisâ, 4/4)

Mehir kadının hakkıdır.

Babasının değildir.
Annesinin değildir.
Ailesinin değildir.
Damadın ailesinin değildir.

Doğrudan doğruya kadının hakkıdır.

Mehir:

  • para,

  • altın,

  • mal

  • veya fıkhen mehir olabilecek belirlenebilir ekonomik değere sahip başka bir şey

olarak kararlaştırılabilir.

Mehir nikâh sırasında peşin ödenebileceği gibi, şartlarına göre sonraya da bırakılabilir.

Ancak ödenmesi gereken mehir bir borçtur.


16. MEHİR PAZARLIK VE GÖSTERİŞ ARACINA DÖNÜŞMEMELİDİR

İslâm evliliği kolaylaştırmayı teşvik eder.

Bu nedenle ailelerin:

“Şu kadar altın olmazsa kız vermem.”

“Şu kadar düğün masrafı yapılacak.”

“Şu marka araba alınacak.”

gibi evliliği gereksiz yere zorlaştıran talepleri İslâm'ın kolaylaştırıcı aile anlayışıyla uyuşmayabilir.

Mehir kadının hakkıdır; fakat evliliği imkânsız hâle getirecek bir güç gösterisine dönüştürülmemesi güzel olandır.


17. NİKÂH AHİDİ PRATİKTE NASIL YAPILABİLİR?

Fıkhî şartları yerine getirilen bir nikâhta süreç sade olabilir.

Örneğin tarafların kimlikleri ve evlenme ehliyetleri belirlenir.

Rızalarının bulunduğu açıkça teyit edilir.

Varsa mehir belirlenir.

Gerekli şahitler hazır bulunur.

Veli konusunda takip edilen mezhebin şartları gözetilir.

Sonra nikâh akdi gerçekleştirilir.

Mesela uygun şartlar altında açık şekilde:

“Belirlenen mehir ile filan hanımla evlenmeyi kabul ettin mi?”

denilir.

Erkek:

“Kabul ettim.”

der.

Kadının evlilik iradesi de açıkça ortaya konulur.

Böylece mesele yalnız dua okumaktan ibaret değildir.

Asıl olan nikâh akdinin fıkhen geçerli şekilde kurulmasıdır.

Sonrasında dua edilmesi, Kur'an okunması ve evliliğin ilan edilmesi güzel uygulamalardır.


18. “HOCA OLMADAN NİKÂH OLMAZ” MI?

Nikâhın geçerliliğini sağlayan şey kişinin imam veya hoca olması değildir.

İslâm'da nikâh bir ruhbanlık ayini değildir.

Esas mesele akdin şartlarının gerçekleşmesidir.

Ancak nikâh hükümleri ayrıntılı olduğundan, özellikle veli, şahitlik, mehir, önceki evlilik, iddet veya mezhep farklılığı gibi meseleler bulunuyorsa ehil bir din görevlisi veya güvenilir bir fıkıh uzmanının gözetiminde yapılması hataları önlemek açısından çok daha uygundur.


19. RESMÎ NİKÂH MI, DİNÎ NİKÂH MI?

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Dinî açıdan nikâhın fıkhî şartları vardır.

Devlet açısından ise evlilik hukukî bir kurumdur.

Türkiye şartlarında sadece gizli bir “imam nikâhı” ile yetinmek özellikle kadın ve çocukların:

miras, nafaka, mal rejimi, boşanma, çocukların hukukî statüsü ve diğer hakları

bakımından ciddi problemlere yol açabilir.

Bu sebeple resmî nikâhın yapılması ve evliliğin hukukî güvence altına alınması son derece önemlidir.


20. EVLİLİKTE “KUSURSUZ EŞ” ARAMAK

Eş seçiminde en büyük hatalardan biri kusursuz insan aramaktır.

Öyle biri yoktur.

İnsan:

güzel ahlâklı fakat bazı huyları zor;
dindar fakat bazı alışkanlıkları farklı;
merhametli fakat bazen öfkeli;
zeki fakat dağınık

olabilir.

Önemli olan kusurun bulunup bulunmaması değil;

“Bu kusurla birlikte sağlıklı bir evlilik kurulabilir mi?”

sorusudur.

Fakat bazı meseleler “küçük kusur” olarak görülmemelidir.

Şiddet, ağır hakaret, sürekli yalan, ciddi bağımlılıklar, sistematik aldatma, ağır sorumsuzluk ve tehlikeli davranışlar “evlenince düzelir” ümidiyle küçümsenmemelidir.


21. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİYLE EVLİLİĞİN EN DERİN SIRRI

Risale-i Nur'un aile anlayışında eş, yalnız dünyevî ihtiyaçların karşılandığı biri değildir.

Eş;

refika-i hayat, yani hayat arkadaşıdır.

İman bu arkadaşlığı ölümle biten bir ilişki olmaktan çıkarıp ahirete uzanan bir ümide dönüştürür.

Bunun çok önemli bir sonucu vardır:

Eğer eşimi yalnız güzelliği için seviyorsam, güzellik azaldıkça sevgim azalabilir.

Eğer yalnız serveti için seviyorsam, servet gidince sevgim sarsılabilir.

Fakat onu;

imanı, sadakati, şefkati, güzel ahlâkı ve Allah'ın bana verdiği bir hayat arkadaşı olması bakımından seviyorsam, yaşlandıkça sevgim daha derin bir hâl alabilir.

Bu nedenle Risale-i Nur perspektifinden evliliğin formülü şöyle özetlenebilir:

Geçici güzelliğe dayanan muhabbet yerine, güzel ahlâka ve ebedî arkadaşlığa dayanan muhabbet.


22. EŞ SEÇİMİNDE 10 TEMEL ÖLÇÜ

Evlilik kararı verirken şu sıralama faydalı olabilir:

1. İman ve dinî hassasiyet
Allah'a karşı sorumluluk bilinci var mı?

2. Güzel ahlâk
Dürüst, merhametli ve güvenilir mi?

3. Öfke kontrolü
Sinirlendiğinde nasıl davranıyor?

Bu özellikle önemlidir. İnsanların gerçek karakterleri bazen her şey yolundayken değil, istedikleri olmadığında ortaya çıkar.

4. Sadakat
Güvenilir mi?

5. Sorumluluk
Aile yükünü taşıyabilecek olgunlukta mı?

6. Karşılıklı fiziksel beğeni
Birbirinizi eş olarak beğeniyor musunuz?

7. Fikir ve hayat tarzı uyumu
Dünya görüşleriniz büyük ölçüde uyuşuyor mu?

8. Aile uyumu
Ailelerin ilişkiye etkisi yönetilebilir durumda mı?

9. Ekonomik anlayış
Para ve harcama konusunda çok büyük çatışmalar var mı?

10. Gelecek hedefleri
Çocuk, şehir, iş, eğitim ve yaşam tarzında ortak bir gelecek kurulabiliyor mu?


23. EVLENMEDEN ÖNCE KENDİMİZE SORMAMIZ GEREKEN SORU

Çoğu insan:

“Doğru insanı nasıl bulurum?”

diye düşünür.

Fakat bundan önce başka bir soru vardır:

“Ben doğru bir eş olmaya hazır mıyım?”

Ben eşime karşı sabırlı olabilecek miyim?

Öfkemi kontrol edebiliyor muyum?

Helal kazanç konusunda hassas mıyım?

Sorumluluk almaya hazır mıyım?

Sadık olabilir miyim?

Hata yaptığımda özür dileyebilir miyim?

Eşimin ailesine saygı gösterebilir miyim?

Kendi ailemin evliliğimize gereğinden fazla müdahalesini engelleyebilir miyim?

Eşimin kusurlarını örtmeyi başarabilir miyim?

Çocuk yetiştirmeye hazır mıyım?

Çünkü iyi bir evlilik için yalnızca:

“İyi eş bulmak” değil, “iyi eş olmak” da gerekir.


24. EVLİLİĞİN KUR'ANÎ FORMÜLÜ

Kur'an evlilik hakkında olağanüstü bir ifade kullanır:

هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ

“Onlar sizin için bir elbisedir, siz de onlar için bir elbisesiniz.”
(Bakara, 2/187)

Elbise insanın:

ayıbını örter,

onu korur,

ona yakındır,

onu güzelleştirir,

soğuktan ve sıcaktan muhafaza eder.

Kur'an'ın eşleri birbirinin “elbisesi” olarak nitelemesi aile hayatının özünü anlatan çok güçlü bir benzetmedir.

İyi eş:

kusuru dünyaya ilan etmez, örter.

Zayıflığı küçümsemez, destek olur.

Hastalıkta terk etmez.

Fakirlikte aşağılamaz.

Yaşlanınca yüz çevirmez.

Başarıda kıskanmaz.

Hata edildiğinde hemen düşman kesilmez.

Çünkü eşler birbirlerinin rakibi değil, birbirlerinin libasıdır.


25. PEYGAMBERİMİZİN ﷺ AİLE ÖLÇÜSÜ

Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”
(Tirmizî, Menâkıb)

Bu hadis eş seçiminde çok önemli bir ölçü verir.

Bir insanın gerçek ahlâkını yalnız dışarıdaki davranışlarıyla ölçmek eksik olabilir.

Dışarıda son derece nazik olup evinde kaba davranabilir.

Bu nedenle eş adayının özellikle:

annesine, babasına, kardeşlerine, çocuklara, yaşlılara, hizmet sektöründe çalışan insanlara ve kendisinden daha güçsüz kişilere nasıl davrandığına

bakmak karakteri hakkında önemli ipuçları verebilir.


26. SAĞLAM BİR EVLİLİĞİN ÖZET FORMÜLÜ

Kur'an, Sünnet ve Risale-i Nur perspektifinden mesele özetlendiğinde:

İman + güzel ahlâk + karşılıklı rıza + karşılıklı beğeni + karakter uyumu + istişare + mehir + şahitli ve açık nikâh + hukukî güvence + sadakat + merhamet + sabır = sağlam aile hayatının güçlü temelleridir.

Fakat bunların merkezinde şu üç kavram bulunur:

MUHABBET — MERHAMET — SADAKAT

Muhabbet eşleri birbirine yaklaştırır.

Merhamet kusurları taşınabilir hâle getirir.

Sadakat ise evliliği zamanın ve imtihanların karşısında ayakta tutar.


SONUÇ: EŞ, SADECE DÜNYA ARKADAŞI DEĞİLDİR

Mümin açısından evlilik yalnız birkaç on yıllık dünya hayatı için yapılan bir ortaklık değildir.

Eş seçerken sadece:

“Güzel mi?”
“Yakışıklı mı?”
“Ne kadar kazanıyor?”
“Evi var mı?”
“Mesleği nedir?”

sorularında kalınmamalıdır.

Bunların yanında asıl sorular şunlar olmalıdır:

“Allah'a karşı nasıl bir kul?”

“Bana emanet gözüyle bakabilecek mi?”

“Öfkelendiğinde ahlâkını koruyabilecek mi?”

“Zor günümde yanımda kalabilecek mi?”

“Çocuklarıma güzel bir anne veya baba olabilir mi?”

“İhtiyarladığımda bana merhamet edecek mi?”

Ve Risale-i Nur perspektifinin ufkuyla:

“Dünyada beraber Allah'ın rızasına yürüyebileceğim ve ahirette de beraber olmayı arzu edeceğim bir hayat arkadaşı mı?”

İşte böyle bakıldığında nikâh yalnız iki kişinin birleşmesi olmaktan çıkar.

İki insanın Allah'ın adıyla birbirine emanet edildiği bir ahde dönüşür.

Kur'an'ın ifadesiyle bu:

مِيثَاقًا غَلِيظًا

“Sağlam ve ağır bir ahittir.”

Bu sebeple eş seçimi aceleyle değil; dua, araştırma, istişare, akıl, iman ve basiretle yapılmalıdır.

Nikâh ise gösterişin değil; rıza, sadakat, sorumluluk ve Allah'a verilen sözün başlangıcı olmalıdır.

“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözümüzün nuru olacak kimseler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl.”
(Furkân, 25/74)

Âmin.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Mutlu Evliliğin Sırları
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Mutlu Evliliğin Sırları
İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi