18px

Hz. Muhammed’in (Aleyhissalâtü Vesselâm) Aile Hayatı


Hz. Muhammed’in (Aleyhissalâtü Vesselâm) Aile Hayatı

Hz. Muhammed’in (Aleyhissalâtü Vesselâm) Aile Hayatı ve Eşlerine Muhabbetinden Hikmetli Dersler

Giriş: Peygamber Efendimiz Aile Hayatında da En Güzel Örnektir

Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm yalnızca mescitte namaz kıldıran, meydanlarda İslâm’ı tebliğ eden veya devlet işlerini yürüten bir peygamber değildi. O aynı zamanda bir eş, bir baba, bir dede ve bir aile reisiydi.

Bu sebeple onun sünnetini anlamak için yalnızca ibadetlerine değil, evinin içindeki hâline, eşlerine hitabına, onların duygularını dikkate alışına, sabrına, şefkatine ve vefasına da bakmak gerekir.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللّٰهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır.”

(Ahzâb, 33/21)

Bu örneklik aile hayatını da içine alır.

Nitekim Kur’ân-ı Kerîm evliliğin temelini şöyle bildirir:

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً

“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun varlığının delillerindendir.”

(Rûm, 30/21)

Demek ki İslâm’da aile yalnızca aynı evde yaşayan insanların birlikteliği değildir. Aile; sekînet, muhabbet, merhamet, sadakat, fedakârlık ve Allah rızası üzerine kurulan bir hayat arkadaşlığıdır.

Resûlullah’ın ﷺ aile hayatı bu hakikatin en güzel örneklerinden biridir.


1. Eşine Güzel Davranmak İmanın ve Güzel Ahlâkın Bir Parçasıdır

Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı sizin en hayırlınızım.”

(Tirmizî, Menâkıb, 63)

Bu hadis aile hayatının ölçülerinden birini ortaya koymaktadır.

Bir insanın güzel ahlâkı yalnızca dışarıdaki insanlara karşı davranışından anlaşılmaz. Asıl imtihanlardan biri evin içinde nasıl davrandığıdır.

Dışarıda nazik, güler yüzlü ve anlayışlı olup evde sert, kırıcı ve tahammülsüz olmak Peygamberimizin ﷺ aile ahlâkıyla bağdaşmaz.

Hikmetli ders

İnsanın ahlâkının en önemli aynalarından biri ailesine karşı davranışıdır.

Çünkü insan dışarıda kendisini kontrol edebilir. Fakat evinde daha tabiî davranır. Bundan dolayı gerçek sabır, merhamet ve güzel ahlâk çoğu zaman aile hayatında ortaya çıkar.


2. Evliliğin Temeli Muhabbet ve Rahmettir

Kur’ân evliliğin iki büyük temelini özellikle zikreder:

Meveddet ve rahmet.

Meveddet, sevginin davranışlarla gösterilmesini da içine alan güçlü bir muhabbettir.

Rahmet ise eşinin kusuruna, zayıflığına, hastalığına, yaşlılığına ve sıkıntılarına karşı merhamet göstermektir.

Bu bakımdan evlilik sadece:

“Seni seviyorum.”

demekten ibaret değildir.

Gerçek sevgi;

  • eşini dinlemek,

  • ihtiyaçlarını önemsemek,

  • hastalığında yanında bulunmak,

  • hatasını büyütmemek,

  • zor zamanında terk etmemek,

  • güzel söz söylemek,

  • fedakârlık yapmak,

  • yaşlandığında da vefalı kalmak

şeklinde görünür hâle gelir.

Resûlullah’ın ﷺ aile hayatında sevginin sözden davranışa dönüştüğünü görürüz.


3. Hz. Hatice’ye Olan Muhabbeti: Vefanın Büyük Örneği

Peygamber Efendimizin ﷺ aile hayatındaki en dikkat çekici özelliklerinden biri vefasıdır.

Hz. Hatice validemiz, Resûlullah’ın ﷺ en zor zamanlarında yanında bulunmuştu.

İlk vahiy geldiğinde Efendimiz ﷺ büyük bir heyecan içinde eve dönmüş, Hz. Hatice ise onu teselli etmiş ve kendisine güven vermişti.

Sahih rivayette Hz. Hatice’nin ona şöyle dediği bildirilir:

“Hayır! Allah’a yemin ederim ki Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetirsin, doğru söylersin, güçsüzlerin yükünü taşırsın, yoksula yardım eder, misafire ikram eder ve hak yolunda meydana gelen sıkıntılarda insanlara yardımcı olursun.”

(Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1)

Hz. Hatice yalnızca Peygamberimizin eşi değil; onun davasının ilk büyük destekçilerinden biriydi.

Resûlullah ﷺ da onun bu fedakârlığını hayatı boyunca unutmadı.

Hz. Âişe validemiz, Peygamberimizin Hz. Hatice’yi sık sık hayırla anması sebebiyle onu kıskandığını anlatır. Efendimiz ﷺ Hz. Hatice’nin dostlarına dahi ikramda bulunurdu.

Buradaki büyük ders şudur:

Gerçek sevgi, iyiliği unutmamaktır.

Aradan yıllar geçse bile:

“Zor zamanımda yanımdaydı.”

diyebilmek büyük bir vefa ahlâkıdır.

Bugünkü aile hayatında ise bazen eşlerin birbirlerinin yıllarca yaptığı iyilikleri unutup tek bir hatayı büyüttükleri görülür.

Sünnetin ölçüsü bunun tersidir:

İyilikleri hatırla, kusurları büyütme.


4. Eşlerin Duygularını Anlamak

Hz. Âişe validemiz anlatır ki Resûlullah ﷺ onun kendisine kızgın olduğu zaman ile memnun olduğu zamanı anlayabiliyordu.

Ona:

“Ben senin benden memnun olduğun zamanı da bana kızgın olduğun zamanı da biliyorum.”

buyurdu.

Hz. Âişe:

“Bunu nereden biliyorsun?”

diye sorunca, Peygamberimiz ﷺ onun konuşmasındaki ifadelerden bunu fark ettiğini açıklamıştır.

Bu rivayet Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır.

Burada son derece ince bir aile terbiyesi vardır.

Peygamber Efendimiz ﷺ eşinin sadece sözlerini değil, duygularını da takip ediyordu.

Hikmetli ders

Eşler birbirlerine yalnızca:

“Ne söyledin?”

diye bakmamalıdır.

Bazen:

“Neden böyle söyledin, acaba seni üzen bir şey mi var?”

diye düşünmelidir.

Aile huzurunun önemli sırlarından biri duygusal farkındalıktır.


5. Eşinin Kıskançlığını Anlayışla Karşılaması

Hz. Âişe validemizden rivayet edildiğine göre bir gün Peygamberimiz ﷺ diğer eşlerinden birinin gönderdiği yemek kabı yanındayken, kıskançlık sebebiyle kaba vurmuş ve kap kırılmıştı.

Resûlullah ﷺ öfkelenerek büyük bir tartışma çıkarmadı.

Kırılan parçaları topladı ve yanında bulunanlara:

“Anneniz kıskandı.”

buyurdu.

Ardından kırılan kabın karşılığını da verdi.

(Buhârî, Nikâh)

Burada çok önemli bir denge vardır.

Peygamberimiz ﷺ yanlış davranışı tamamen görmezden gelmedi; kırılan eşyanın karşılığı verildi.

Fakat meseleyi de bir aile krizine dönüştürmedi.

Buradan şu ölçüyü çıkarabiliriz:

Hatayı düzelt; fakat insanı ezme.

Her hata karşısında bağırmak, geçmişi açmak, hakaret etmek ve meseleyi büyütmek aileyi yıpratır.

Bazen aile hayatında yapılabilecek en hikmetli şey:

Problemi çözmek ve konuyu kapatmaktır.


6. Eşiyle Şakalaşması ve Birlikte Güzel Vakit Geçirmesi

Hz. Âişe validemiz, Peygamberimiz ﷺ ile yolculuk sırasında koşu yarışı yaptıklarını anlatır.

Bir defasında Hz. Âişe yarışı kazanmıştı.

Yıllar sonra tekrar yarıştıklarında ise Peygamberimiz ﷺ kazanmış ve latifeyle önceki yarışı hatırlatarak:

“Bu, o yarışın karşılığıdır.”

buyurmuştu.

(Ebû Dâvûd, Cihad)

Bu olay Peygamber ailesinin yalnızca ibadet ve ciddi konuşmalardan meydana gelmediğini gösterir.

Evde;

tebessüm vardı, şakalaşma vardı, samimiyet vardı.

Hikmetli ders

Evlilik sadece sorumluluk ortaklığı değildir.

Eşler aynı zamanda hayat arkadaşıdır.

Birlikte yürümek, sohbet etmek, güzel hatıralar oluşturmak, uygun şekilde şakalaşmak ve birbirini güldürmek aile bağlarını güçlendirir.


7. Eşinin İlgi Alanına Değer Vermesi

Hz. Âişe validemiz bir bayram günü Habeşlilerin mescidde mızraklarıyla yaptıkları gösteriyi seyretmek istemişti.

Peygamberimiz ﷺ ona engel olmadı.

Hz. Âişe, Efendimizin arkasında durarak gösteriyi seyretti. Resûlullah ﷺ da o seyretmekten vazgeçinceye kadar bekledi.

(Buhârî ve Müslim)

Bu olayın verdiği mesaj çok güzeldir:

Sevgi bazen eşinin sevdiği şeye zaman ayırmaktır.

İnsan kendisinin ilgilenmediği bir şeyi eşi seviyor diye önemseyebilir.

Çünkü:

“Benim ilgimi çekmiyor.”

başka bir şeydir;

“Senin için önemliyse benim için de değerlidir.”

başka bir şeydir.

İkinci yaklaşım muhabbeti kuvvetlendirir.


8. Evin İşlerinde Ailesine Yardım Etmesi

Hz. Âişe validemize:

“Resûlullah ﷺ evinde ne yapardı?”

diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

“Ailesinin hizmetinde bulunurdu. Namaz vakti gelince namaza çıkardı.”

(Buhârî, Ezân, 44)

Bu hadis aile hayatına dair çok güçlü bir sünnet ölçüsüdür.

Allah’ın Resûlü ﷺ ümmetin peygamberiydi.

Devlet başkanıydı.

İnsanların meseleleriyle ilgileniyordu.

Buna rağmen evinde ailesine yardım ediyordu.

Demek ki:

Ev işlerine yardımcı olmak kişinin değerini düşürmez; bilakis Peygamber ahlâkına yaklaştırır.

Ailede:

“Bu sadece senin görevin.”

anlayışından ziyade:

“Birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?”

anlayışı huzuru artırır.


9. Eşine Danışması: Hudeybiye’de Ümmü Seleme Örneği

Peygamberimizin ﷺ aile hayatındaki önemli örneklerden biri Hudeybiye Antlaşması sırasında yaşanmıştır.

Sahâbîler anlaşmanın şartlarından dolayı büyük üzüntü yaşamışlardı.

Resûlullah ﷺ kurbanların kesilmesini ve ihramdan çıkılmasını emrettiği hâlde, sahâbenin yaşadığı büyük hayal kırıklığı sebebiyle bir süre kimse harekete geçmedi.

Peygamberimiz ﷺ durumu eşi Ümmü Seleme validemize anlattı.

Ümmü Seleme validemiz hikmetli bir görüş bildirdi: Resûlullah’ın ﷺ dışarı çıkıp kimseyle konuşmadan kendi kurbanını kesmesini ve tıraş olmasını tavsiye etti.

Efendimiz ﷺ bu tavsiyeyi uyguladı.

Sahâbîler onu görünce onlar da aynı şekilde hareket ettiler.

(Buhârî, Şurût)

Bu hadise çok büyük bir ders vermektedir:

Peygamberimiz ﷺ eşinin fikrine değer veriyor ve isabetli gördüğü tavsiyeyi uyguluyordu.

Dolayısıyla ailede istişare zayıflık değil, hikmettir.


10. Eşini Dinlemek

Hz. Âişe validemiz Peygamberimize ﷺ oldukça uzun olan Ümmü Zer‘ hadisini anlatmıştır.

Bu uzun anlatının sonunda Peygamberimiz ﷺ onu dikkatle dinlediğini gösteren güzel bir karşılık vermiştir.

(Buhârî ve Müslim)

Bu rivayetin aile hayatına verdiği ince bir ders vardır:

Muhabbetin dillerinden biri dinlemektir.

Bazen eşin senden çözüm istemez.

Sadece:

“Beni dinle.”

demek ister.

Telefonla ilgilenmeden, başka şeylerle meşgul olmadan, göz teması kurarak eşini dinlemek bile başlı başına bir sevgi göstergesidir.


11. Kusur Aramak Yerine Güzel Tarafları Görmek

Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Bir mümin erkek, mümin bir kadına kin beslemesin. Onun bir huyundan hoşlanmazsa başka bir huyundan memnun olabilir.”

(Müslim, Radâ‘, 61)

Bu hadis mutlu evliliğin en önemli psikolojik prensiplerinden birini öğretmektedir.

Hiçbir insan kusursuz değildir.

Eşinizde hoşlanmadığınız bir özellik bulunabilir.

Fakat aynı insanda belki;

  • sadakat,

  • merhamet,

  • dürüstlük,

  • çalışkanlık,

  • fedakârlık,

  • güzel annelik veya babalık,

  • sabır,

  • yardımseverlik

gibi pek çok güzel özellik vardır.

Bir kusura bakıp bütün güzellikleri silmek adalet değildir.

Sünnetin ölçüsü:

Bir kusur gördüğünde diğer güzellikleri de hatırla.


12. Risale-i Nur’un Eşler Arasındaki Muhabbet Ölçüsü

Bediüzzaman Said Nursî, aile hayatını yalnızca dünyevî bir beraberlik olarak değerlendirmez.

Özellikle Yirmi Dördüncü Lem’ada aile hayatının iman ve ahiret boyutuna dikkat çeker.

Eşler birbirlerine yalnızca:

“Dünya hayatındaki arkadaşım.”

nazarıyla bakmamalıdır.

Mümin açısından eş aynı zamanda Allah’ın izni ve rahmetiyle ebedî hayatta da beraberliği ümit edilen bir hayat arkadaşıdır.

Bu bakış evlilik sevgisini derinleştirir.

Çünkü yalnızca gençliğe ve güzelliğe dayanan sevgi zamanla zayıflayabilir.

Fakat:

iman, ahlâk, sadakat, şefkat ve ahiret arkadaşlığı üzerine kurulan sevgi yaşlandıkça başka bir derinlik kazanabilir.


13. Risale-i Nur’a Göre Muhabbetin Rahmete Dönüşmesi

İnsan gençken eşini daha çok güzelliği, kuvveti veya cazibesi sebebiyle sevebilir.

Fakat yaş ilerledikçe insanın bedeni değişir.

Güzellik azalabilir.

Sağlık bozulabilir.

Kuvvet zayıflayabilir.

İşte burada gerçek muhabbetin mahiyeti ortaya çıkar.

Risale-i Nur perspektifinden bakıldığında imanlı aile hayatındaki sevgi zaman içerisinde şefkat, sadakat, hürmet ve rahmetle derinleşmelidir.

Yani gençlikte:

“Seni güzelliğin için seviyorum.”

seviyesiyle başlayan bir muhabbet;

zamanla:

“Sen benim yıllardır hayatımı paylaştığım, çocuklarımın annesi veya babası, sıkıntılarımın ortağı ve inşallah ebedî hayat arkadaşım olacaksın.”

şuuruna yükselmelidir.

İşte böyle bir sevgi ihtiyarlamakla ölmez.

Aksine manevîleşir.


14. Ailede Merhamet, Tahakkümden Daha Güçlüdür

Peygamberimizin ﷺ aile hayatında dikkat çeken hususlardan biri de zorbalığın değil merhametin hâkim olmasıdır.

Hz. Âişe validemiz Resûlullah’ın ﷺ hiçbir kadına ve hizmetçiye vurmadığını bildirmiştir.

(Müslim, Fezâil)

Bu sünnet son derece önemlidir.

Aile reisliği:

bağırmak, korkutmak, aşağılamak veya tahakküm etmek değildir.

İslâm’ın aile anlayışında sorumluluk vardır; fakat sorumluluk zulüm yetkisi değildir.

Kur’ân şöyle buyurur:

وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ

“Onlarla iyi geçinin.”

(Nisâ, 4/19)

Dolayısıyla müminin ailesindeki hâkim dili:

iyilik, adalet, merhamet ve güzel muamele olmalıdır.


15. Öfke Anında Kırıcı Olmamak

Aile hayatında anlaşmazlıkların tamamen ortadan kalkması mümkün değildir.

Peygamber ailesinde bile zaman zaman kıskançlık, kırgınlık ve görüş ayrılıkları yaşanmıştır.

Bu çok önemli bir hakikattir.

Demek ki:

Mutlu aile hiç tartışmayan aile değildir.

Mutlu aile, problemlerini ahlâk ve merhamet sınırları içerisinde çözebilen ailedir.

Tartışırken;

  • hakaret etmemek,

  • küçümsememek,

  • eski meseleleri açmamak,

  • eşin ailesine saldırmamak,

  • mahrem sırları başkalarına anlatmamak,

  • boşanmayı tehdit olarak sürekli kullanmamak,

  • çocukları tartışmanın içine çekmemek

Peygamber ahlâkına uygun aile huzurunun önemli esaslarındandır.


16. Aile Mahremiyetini Korumak

Resûlullah ﷺ eşler arasındaki özel hayatın başkalarına anlatılmasını ağır biçimde kınamıştır.

Bu sebeple evlilikte mahremiyet emanettir.

Eşinizin size söylediği özel sözler, zaafları, aile içindeki hâlleri ve mahrem meseleleri başkalarının sohbet konusu yapılmamalıdır.

Günümüzde buna sosyal medya da eklenmelidir.

Her aile meselesini sosyal medyada paylaşmak, tartışmaları başkalarına duyurmak veya eşini insanların önünde küçük düşürmek İslâmî aile terbiyesiyle bağdaşmaz.

Muhabbet güven ister; güven ise sır saklamayı gerektirir.


17. Eşlerin Birbirlerinin Ahiretine Yardımcı Olması

İslâm’da evlilik sadece dünyayı beraber geçirmek değildir.

Kur’ân şöyle buyurur:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.”

(Tahrîm, 66/6)

Buna göre gerçek eş sevgisi sadece:

“Rahat et, mutlu ol.”

demek değildir.

Aynı zamanda:

“Allah senden razı olsun, imanını koru ve ebedî hayatını kazan.”

diye düşünmektir.

Eşini namaza teşvik etmek, helâl kazanç konusunda desteklemek, haramdan korumaya çalışmak, birlikte Kur’ân okumak, dua etmek ve çocukları imanlı yetiştirmek sevginin ahirete uzanan şeklidir.


18. Eşinin İbadetine Yardımcı Olmak

Peygamberimizin ﷺ aile hayatında ibadet ile muhabbet birbirinden kopuk değildi.

O eşlerine sevgi gösterirken aynı zamanda aile fertlerinin manevî hayatıyla da ilgileniyordu.

Bu sebeple Müslüman ailede eşler birbirlerini sadece dünyevî başarıya değil, Allah’ın rızasına da teşvik etmelidir.

Fakat bunu yaparken sürekli eleştiren, azarlayan ve kusur arayan bir dil yerine hikmetli ve merhametli bir dil kullanılmalıdır.

Çünkü bazen insanı ibadete yaklaştıran en güçlü şey sertlik değil, güzel örnekliktir.


19. Sevgi Küçük Davranışlarda Görünür

Peygamberimizin ﷺ aile hayatını incelediğimizde sevginin yalnızca büyük sözlerde değil, günlük hayatın küçük ayrıntılarında bulunduğunu görürüz.

Eşini dinlemek…

Onunla şakalaşmak…

Birlikte vakit geçirmek…

Ev işlerinde yardımcı olmak…

Duygularını fark etmek…

Fikrini sormak…

Kırıldığında gönlünü almak…

Geçmişteki iyiliklerini unutmamak…

Bunların her biri sevginin fiile dönüşmüş hâlidir.

Bu sebeple ailede muhabbet büyük hediyelerden önce küçük fakat sürekli iyiliklerle korunur.


20. “Haklı Olmak” ile “Aileyi Korumak” Arasındaki Denge

Aile tartışmalarında insanların en büyük hatalarından biri her durumda:

“Ben haklıyım.”

demesidir.

Fakat aile hayatında bazen asıl mesele kimin haklı olduğundan önce problemin nasıl çözüleceğidir.

Haklı olmak insana eşini aşağılama hakkı vermez.

Peygamber ahlâkında amaç karşıdakini yenmek değil, hakkı ortaya çıkarmak ve gönülleri korumaktır.

Bu sebeple bazen:

“Seni yanlış anladım.”

“Bu sözüm seni kırdıysa özür dilerim.”

“Bu konuda sen haklısın.”

“Bunu daha güzel konuşabiliriz.”

diyebilmek aileyi kurtaran büyük bir erdemdir.


21. Çocukların En Büyük Aile Dersi Anne-Babanın Birbirine Davranışıdır

Çocuklar aile hayatını çoğu zaman nasihatlerden değil, anne ve babalarını seyrederek öğrenir.

Baba anneye nasıl konuşuyor?

Anne babaya nasıl hitap ediyor?

Birbirlerine teşekkür ediyorlar mı?

Tartışınca hakaret ediyorlar mı?

Özür diliyorlar mı?

Birbirlerine dua ediyorlar mı?

Çocuk bütün bunları zihnine kaydeder.

Dolayısıyla eşine güzel davranmak aynı zamanda çocuğuna güzel bir aile modeli öğretmektir.


22. Risale-i Nur Perspektifinden Aile: Küçük Bir Manevî Medrese

Risale-i Nur’da aile hayatına dair bahisler birlikte düşünüldüğünde evin yalnızca yemek yenilen ve uyunan bir mekân olmadığı anlaşılır.

Müminin evi adeta küçük bir iman ve ahlâk mektebi hâline gelebilir.

Evde;

Kur’ân okunuyorsa,

namaz önemseniyorsa,

Allah hatırlanıyorsa,

helâl-haram hassasiyeti bulunuyorsa,

eşler birbirlerine merhamet ediyorsa,

çocuklara güzel ahlâk öğretiliyorsa,

o ev yalnızca dünya hayatının barınağı olmaktan çıkar.

Ahirete insan yetiştiren küçük bir medreseye dönüşür.


23. Hz. Muhammed’in ﷺ Aile Hayatından Günümüz Eşlerine 15 Ders

Peygamber Efendimizin ﷺ aile hayatından bugünün evliliklerine şu temel prensipleri çıkarabiliriz:

  1. Eşine güzel söz söyle.

  2. Onu gerçekten dinle.

  3. Duygularını küçümseme.

  4. Kusurlarını büyütme.

  5. Güzel özelliklerini hatırla.

  6. Ev işlerinde yardımcı ol.

  7. Eşinle istişare et.

  8. Birlikte kaliteli zaman geçir.

  9. Uygun şekilde şakalaş ve tebessümü ihmal etme.

  10. Geçmişte yaptığı iyilikleri unutma.

  11. Tartışırken hakaret etme.

  12. Aile sırlarını başkalarına taşıma.

  13. Eşinin ibadet ve ahiret hayatına destek ol.

  14. Sevgiyi sadece sözle değil davranışla göster.

  15. Eşine yalnızca dünya arkadaşı değil, ebedî hayat arkadaşı nazarıyla bak.


24. Ailede Muhabbetin Dört Büyük Düşmanı

Peygamberimizin ﷺ sünnetinden ve Kur’ân’ın aile ölçülerinden hareketle aile huzurunu bozan dört büyük tehlikeye özellikle dikkat edilmelidir:

Birincisi: Sürekli kusur aramak

İnsan sürekli eşinin eksiklerine bakarsa zamanla onun güzelliklerini göremez hâle gelir.

İkincisi: Kıyaslamak

“Falancanın eşi şöyle…”

şeklindeki kıyaslamalar eşin kalbini yaralar.

Üçüncüsü: Tahkir etmek

Alay etmek, küçümsemek ve insanların yanında eşini aşağılamak muhabbeti öldürür.

Dördüncüsü: Nankörlük

Yıllarca yapılan iyilikleri unutup yalnızca son hatayı hatırlamak aile bağlarını zayıflatır.

Bunların ilacı ise:

şükür, vefa, sabır, hüsnüzan ve merhamettir.


25. Sevginin En Yüksek Hâli: Allah İçin Sevmek

Risale-i Nur’un muhabbet anlayışı burada çok önemli bir ufuk açar.

İnsan eşini yalnızca kendisine sağladığı fayda için severse bu sevgi menfaate bağlı kalabilir.

Yalnızca güzelliği için severse güzellik değişebilir.

Yalnızca gençliği için severse gençlik geçer.

Yalnızca serveti için severse servet kaybolabilir.

Fakat insan eşini:

Allah’ın emaneti, iman kardeşi, çocuklarının annesi veya babası ve ebedî saadet yolculuğundaki arkadaşı olarak severse, muhabbet daha sağlam bir temele oturur.

Böylece sevgi sadece:

“Sen benim için değerlisin.”

seviyesinde kalmaz.

Şu yüksek manaya ulaşır:

“Sen Rabbimin bana emanet ettiği kıymetli bir yol arkadaşısın. Senin dünyadaki huzurunu istediğim gibi ahiretteki saadetini de istiyorum.”


Sonuç: Peygamberimizin Ailesinde Muhabbet Bir Ahlâktı

Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın aile hayatını incelediğimizde çok önemli bir hakikat ortaya çıkar:

Onun sevgisi yalnızca sözlerden ibaret değildi.

Sevgisi;

Hz. Hatice’yi yıllar sonra bile vefayla hatırlamasında,

Hz. Âişe’nin duygularını fark etmesinde,

onunla yarışmasında,

seyretmek istediği gösteri için beklemesinde,

eşlerinin fikirlerini dinlemesinde,

Ümmü Seleme’nin isabetli tavsiyesine uymasında,

ev işlerinde ailesine yardımcı olmasında,

hatalar karşısında sabırlı davranmasında

görülüyordu.

Kur’ân’ın:

“Aranıza sevgi ve merhamet koydu.”
(Rûm, 30/21)

beyanının yaşayan en güzel örneklerinden biri Resûlullah’ın ﷺ aile hayatıdır.

Risale-i Nur’un bakışı ise bu sevgiyi daha ileri bir ufka taşır:

Eş yalnızca birkaç on yıllık dünya hayatının arkadaşı değildir. İman ve salih amel sayesinde ebedî saadette de beraberlik ümit edilen bir hayat arkadaşıdır.

Bu nedenle mümin eşine baktığında yalnızca bugünü görmemelidir.

Gençliğinin geçeceğini, güzelliğinin değişeceğini, kendisinin de yaşlanacağını düşünmelidir.

Fakat iman, sadakat, şefkat ve vefa üzerine kurulmuş bir muhabbetin yaşlanmakla bitmesi gerekmez.

Bilakis bedene bağlı sevgi azalırken ruha, imana, sadakate ve ebedî arkadaşlığa bağlı muhabbet kuvvetlenebilir.

İşte Peygamber Efendimizin ﷺ aile hayatından alınabilecek en büyük derslerden biri budur:

Eşini yalnızca sevme; ona merhamet et.
Yalnızca güzel gününde yanında olma; zor gününde vefalı ol.
Yalnızca konuşma; dinle.
Yalnızca kusurunu görme; güzelliklerini hatırla.
Yalnızca dünyasını düşünme; ahiretini de düşün.
Ve onu yalnızca bugünün eşi değil, Allah’ın izniyle ebedî saadet yolculuğunun arkadaşı olarak gör.

Böyle bir ailede muhabbet sadece bir duygu olmaktan çıkar; ibadete, şefkate, sadakate ve Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan bir kulluk ahlâkına dönüşür.

Allah Teâlâ ailelerimizi Kur’ân’ın meveddet ve rahmet ölçüsüyle, Resûlullah’ın ﷺ güzel ahlâkıyla ve iman hakikatlerinin verdiği ebedî arkadaşlık şuuruyla huzurlu eylesin. Âmin.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Mutlu Evliliğin Sırları
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Mutlu Evliliğin Sırları
İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi