18px

HZ. İSMÂİL ALEYHİSSELÂM’IN HAYATINDAN ÇIKARILACAK HİKMETLİ DERSLER


HZ. İSMÂİL ALEYHİSSELÂM’IN HAYATINDAN ÇIKARILACAK HİKMETLİ DERSLER

HZ. İSMÂİL ALEYHİSSELÂM’IN HAYATINDAN ÇIKARILACAK HİKMETLİ DERSLER

Kur’ân-ı Kerîm, Sahih Sünnet ve Risale-i Nur Perspektifinden

Giriş

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatı; teslimiyet, tevekkül, sabır, sadakat, ibadet, aile terbiyesi, Allah’a itaat ve fedakârlık bakımından insanlık için büyük dersler taşır.

Onun hayatını yalnızca geçmişte yaşanmış tarihî hadiseler olarak okumak eksik olur. Çünkü Hz. İsmâil’in kıssasında, günümüz insanının da karşı karşıya kaldığı çok temel soruların cevapları vardır:

  • Allah’a gerçekten güvenmek ne demektir?

  • Sebepler tükendiğinde tevekkül nasıl olmalıdır?

  • Anne-babaya itaat ile Allah’a itaat arasındaki bağ nedir?

  • İnsan en çok sevdiği şeyi Allah için feda edebilir mi?

  • Bir baba çocuğuna nasıl iman terbiyesi vermelidir?

  • Bir genç Allah’ın emri karşısında nasıl bir duruş sergilemelidir?

  • Ailede namaz ve ibadet şuuru nasıl yerleşmelidir?

  • Dünyanın imtihanları nasıl kulluğa dönüştürülebilir?

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatı bu sorulara yaşayarak verilmiş güçlü cevaplardan biridir.


1. HZ. İSMÂİL ALEYHİSSELÂM KİMDİR?

Hz. İsmâil Aleyhisselâm, Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın oğludur. Kur’ân-ı Kerîm onu peygamberlerden biri olarak zikreder ve özellikle sözünde durması, namazı ve zekâtı ailesine emretmesi ve Allah katında razı olunan bir kul olması gibi vasıflarını bildirir.

Kur’ân şöyle buyurur:

“Kitapta İsmâil’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resul, bir nebî idi.”
(Meryem, 19/54)

Ardından:

“Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluğa ermişti.”
(Meryem, 19/55)

Bu iki ayet bile Hz. İsmâil’in şahsiyetinin ana hatlarını ortaya koymaktadır:

Sadakat + nübüvvet + ibadet + aile terbiyesi + Allah’ın rızasını kazanma.


2. ÇÖLÜN ORTASINDA BAŞLAYAN BÜYÜK İMTİHAN

Hz. İbrahim Aleyhisselâm, Allah’ın emriyle Hz. Hacer’i ve henüz küçük olan İsmâil’i Mekke vadisine bırakmıştı.

Bugünkü Mekke’nin bulunduğu bölge o dönemde son derece çetin şartlara sahipti. Kur’ân Hz. İbrahim’in duasını şöyle bildirir:

“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını, Senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim…”
(İbrahim, 14/37)

Dikkat edilirse ayette:

“ekin bitmez bir vadi”

ifadesi kullanılmaktadır.

Ortada görünür şartlara göre ne tarım ne büyük bir yerleşim ne de güçlü maddî imkânlar vardı.

Fakat Allah’ın planı farklıydı.

İnsan sebeplere bakınca:

“Burada hayat olmaz.”

diyebilirdi.

Allah’ın rahmeti ise o kurak vadiden Mekke’yi, o susuzluktan Zemzem’i, o küçük aileden büyük bir ümmetin tarihini ortaya çıkardı.

Hikmetli Ders

İnsan yalnız bugünkü şartlara bakarak geleceği hakkında kesin hüküm vermemelidir.

Bugün:

  • imkânsız görünen,

  • çıkmaz görünen,

  • kapalı görünen,

  • bereketsiz görünen

bir durum Allah’ın izniyle büyük hayırlara dönüşebilir.

Risale-i Nur’un genel iman ve tevekkül dersleri açısından bakıldığında sebepler hakiki yaratıcı değildir. Sebepler yalnızca İlâhî kudretin tasarruflarına perde ve vesiledir.

Mümin sebeplere müracaat eder; fakat neticeyi sebeplerden değil Allah’tan bilir.


3. HZ. HACER’İN TEVEKKÜLÜ VE İSMÂİL’İN ÇOCUKLUK DERSİ

Sahih rivayetlerde Hz. Hacer’in Hz. İbrahim’e neden kendilerini orada bıraktığını sorduğu, bunun Allah’ın emri olduğunu anlayınca büyük bir teslimiyet gösterdiği anlatılır.

Burada çok önemli bir aile terbiyesi vardır.

Hz. İsmâil daha çocukluğunun başında tevekkül ortamında yetişmiştir.

Annesinin karşısında:

  • susuzluk,

  • yalnızlık,

  • çöl,

  • belirsizlik,

  • çaresizlik

vardı.

Fakat bütün bunların üzerinde:

Allah’a güven vardı.

Büyük Ders

Çocukların iman eğitimi yalnız sözle yapılmaz.

Çocuk anne ve babasının:

  • musibet karşısındaki tavrını,

  • para karşısındaki tavrını,

  • hastalık karşısındaki tavrını,

  • korku karşısındaki tavrını,

  • namaza verdiği önemi,

  • duaya olan güvenini

görerek yetişir.

Dolayısıyla:

Çocuğa tevekkülü anlatmaktan önce tevekkül eden anne-baba olmak gerekir.


4. ZEMZEM: SEBEPLER BİTTİĞİNDE RAHMET KAPISI BİTMEZ

Hz. Hacer su aramak için Safâ ile Merve arasında gidip geldi.

Bu hadise İslâm ibadet tarihinde öylesine önemli bir yer kazanmıştır ki hac ve umrede yapılan sa‘y, bu hatırayı yaşatmaktadır.

Burada tevekkülün yanlış anlaşılmaması gereken önemli bir tarafı vardır.

Hz. Hacer:

“Allah bize yardım eder.”

deyip hiçbir şey yapmadan oturmadı.

Aksine su aradı.

Koştu.

Gayret etti.

Sebebe müracaat etti.

Sonra Allah, Zemzem’i ihsan etti.

Tevekkül Formülü

İslâmî tevekkül anlayışı:

Çalışmak + sebeplere müracaat etmek + dua etmek + sonucu Allah’a bırakmaktır.

Tevekkül tembellik değildir.

Risale-i Nur perspektifinden ifade edilirse insan vazifesini yapar, neticeyi Allah’ın hikmetine bırakır.

Bu nedenle mümin:

“Nasıl olsa Allah verir.”

diyerek çalışmayı bırakmaz.

Şöyle düşünür:

“Çalışmak benim vazifemdir; neticeyi yaratmak Allah’ın işidir.”


5. ZEMZEM’İN MANEVÎ DERSİ: ALLAH ÜMİTSİZ YERDEN ÜMİT ÇIKARIR

Zemzem’in ortaya çıkışı Hz. İsmâil’in hayatındaki en büyük rahmet tecellilerinden biridir.

Çölün ortasında su yoktu.

Fakat Allah suyu çıkardı.

Bu hadise bize şunu öğretir:

İnsan sebeplerin sonunu görür; Allah rahmetin başlangıcını yaratabilir.

İnsan:

“Artık hiçbir yol kalmadı.”

diyebilir.

Fakat mümin bilir ki:

Allah’ın kudreti sebeplerle sınırlı değildir.

Bu sebeple gerçek iman insana güçlü bir ümit kazandırır.

Kur’ân:

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
(Zümer, 39/53)

buyurur.

Zemzem bu hakikatin adeta tarih içindeki büyük sembollerinden biridir.


6. HZ. İBRAHİM’İN RÜYASI: EN BÜYÜK TESLİMİYET İMTİHANI

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatındaki en büyük hadiselerden biri kurban imtihanıdır.

Kur’ân hadiseyi şöyle anlatır:

“Çocuk onunla birlikte koşup yürüyecek çağa gelince İbrahim ona: ‘Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?’ dedi.”
(Sâffât, 37/102)

İşte burada Hz. İsmâil’in cevabı bütün zamanların gençlerine örnek olacak niteliktedir:

“Babacığım! Sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
(Sâffât, 37/102)

Bu cümle Hz. İsmâil’in iman şahsiyetini göstermektedir.

Dikkat edilirse:

“Bunu yapamam.”

demedi.

“Neden ben?”

demedi.

“Bu çok ağır.”

demedi.

Allah’ın emri olduğunu anlayınca teslim oldu.


7. “BABACIĞIM!” İFADESİNDEKİ EDEP

Hz. İsmâil:

“Yâ ebeti — Babacığım!”

diye cevap verir.

Bu ayrıntı son derece hikmetlidir.

Önünde hayatının en ağır imtihanlarından biri vardır.

Buna rağmen babasına karşı:

  • saygısını,

  • sevgisini,

  • nezaketini,

  • edebini

kaybetmemektedir.

Ders

Gerçek iman yalnız ibadette görülmez.

İman aynı zamanda insanın:

konuşmasına, üslubuna, aile ilişkilerine ve ahlâkına yansır.

Bugün anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkiler açısından Hz. İsmâil’in bu hitabı büyük bir eğitim dersidir.


8. “SANA EMREDİLENİ YAP”: ALLAH’IN EMRİNİ NEFSİN ARZUSUNDAN ÜSTÜN TUTMAK

Hz. İsmâil’in:

“Sana emredileni yap.”

demesi teslimiyetin özüdür.

İslâm’da kulluk:

Allah’ın emrini nefsin arzusundan üstün tutmaktır.

Nefis:

“Ben ne istiyorum?”

diye sorar.

İman ise:

“Allah benden ne istiyor?”

diye sorar.

İşte kulluğun merkezindeki değişim budur.

Hz. İsmâil’in hayatı bize şunu öğretir:

Mümin hayatını yalnız arzularına göre değil, Allah’ın rızasına göre düzenlemeye çalışır.


9. “İNŞALLAH BENİ SABREDENLERDEN BULACAKSIN”: KENDİNE DEĞİL ALLAH’A GÜVENMEK

Hz. İsmâil:

“Ben kesinlikle sabrederim.”

demiyor.

Şöyle diyor:

“İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Buradaki “inşallah” son derece önemlidir.

Çünkü kul kendi gücünü bağımsız görmez.

Sabretmek bile Allah’ın yardımıyla mümkündür.

Bu sebeple mümin:

“Ben yaparım.”

demek yerine:

“Allah yardım ederse yapabilirim.”

şuuruyla hareket eder.

Bu anlayış insanı hem ümitsizlikten hem gururdan korur.


10. BABA-OĞUL BİRLİKTE ALLAH’A TESLİM OLDULAR

Kur’ân devamında:

“Her ikisi de teslim olup onu alnı üzerine yatırınca…”
(Sâffât, 37/103)

buyurur.

Ayette çok dikkat çekici bir ifade vardır:

“Her ikisi de teslim olunca…”

Yani yalnız Hz. İbrahim teslim olmadı.

Hz. İsmâil de teslim oldu.

Biri oğlunu Allah için feda etmeye hazırdı.

Diğeri canını Allah için vermeye hazırdı.

Bu nedenle kurban hadisesi sadece Hz. İbrahim’in değil, aynı zamanda Hz. İsmâil’in teslimiyet destanıdır.


11. ALLAH KULUN KANINI DEĞİL TESLİMİYETİNİ İSTEDİ

Kur’ân bildirir ki Allah Teâlâ Hz. İbrahim’in sadakatini tasdik etmiş ve büyük bir kurbanlıkla bu imtihanı sonuçlandırmıştır:

“Biz ona: ‘Ey İbrahim!’ diye seslendik. ‘Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.’ Şüphesiz bu apaçık bir imtihandı. Biz oğlunun yerine büyük bir kurbanlık fidye verdik.”
(Sâffât, 37/104-107)

Burada çok önemli bir hakikat vardır:

Allah’ın muradı Hz. İsmâil’in kanının dökülmesi değildi.

İmtihan:

Allah’a teslimiyetin ortaya çıkmasıydı.

Kurban ibadetinin ruhu da Kur’ân’da şöyle açıklanır:

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sizin takvanız ulaşır.”
(Hac, 22/37)

Demek ki mesele sadece hayvan kesmek değildir.

Asıl mesele:

kalpteki takvadır.


12. BUGÜN BİZİM “İSMÂİL’İMİZ” NEDİR?

Kurban kıssasının en önemli manevî derslerinden biri şudur:

İnsanın Allah’ın rızasının önüne geçirdiği şeyler olabilir.

Bunlar:

  • mal,

  • makam,

  • şöhret,

  • para,

  • evlat sevgisi,

  • rahatlık,

  • alışkanlıklar,

  • nefsin arzuları,

  • insanların takdiri

olabilir.

Elbette İslâm bunların helâl olanlarını terk etmeyi emretmez.

Fakat hiçbir sevgi Allah’ın emirlerinin önüne geçirilmemelidir.

Bu bakımdan insan kendisine şu soruyu sorabilir:

“Allah’ın rızası ile nefsimin arzusu çatıştığında hangisini tercih ediyorum?”

İşte Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil kıssasının insanın kalbine yönelttiği büyük sorulardan biri budur.


13. SEVGİYİ TERK ETMEK DEĞİL, SEVGİYİ ALLAH NAMINA YAŞAMAK

Risale-i Nur’un muhabbet anlayışı açısından mesele dünyadaki sevgileri tamamen yok etmek değildir.

Anne-baba sevilir.

Eş sevilir.

Evlat sevilir.

Dost sevilir.

Dünya nimetleri sevilir.

Fakat bunların Allah’ın ihsanı olduğu bilinerek sevilmesi, sevgiyi kulluğun içine taşır.

Hz. İbrahim oğlunu seviyordu.

Hz. İsmâil babasını seviyordu.

Fakat Allah’a olan sadakatleri bu sevgilerin üzerinde bulunuyordu.

Dolayısıyla doğru ölçü:

Allah için sevmek, Allah’ın verdiği bir emanet olarak sevmek ve sevgiyi Allah’a isyana dönüştürmemektir.


14. KÂBE’NİN İNŞASI: BABA-OĞUL AYNI DAVADA

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatındaki diğer büyük hadise Kâbe’nin inşasında babası Hz. İbrahim’e yardım etmesidir.

Kur’ân şöyle bildirir:

“İbrahim, İsmâil ile birlikte Beyt’in temellerini yükseltirken şöyle diyorlardı: ‘Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz Sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin.’”
(Bakara, 2/127)

Burada muhteşem bir aile tablosu vardır:

Baba ve oğul birlikte Allah için çalışıyorlar.

Biri diğerini yalnız dünyaya hazırlamıyor.

Birlikte ahiret yatırımı yapıyorlar.


15. AİLECE ALLAH İÇİN BİR İŞ YAPMAK

Modern aile hayatında çoğu zaman baba-oğul veya anne-çocuk ilişkisi yalnız:

  • okul,

  • para,

  • meslek,

  • alışveriş,

  • eğlence,

  • tatil

üzerinden kurulabiliyor.

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil ise aile ilişkisine başka bir boyut kazandırıyor:

Birlikte Allah için çalışmak.

Bugünkü aileler için bunun karşılığı:

  • birlikte namaz kılmak,

  • Kur’ân okumak,

  • ihtiyaç sahibine yardım etmek,

  • sadaka vermek,

  • dini sohbet yapmak,

  • hayırlı hizmetlere destek olmak,

  • akrabayı ziyaret etmek,

  • çocuklarla dua etmek

olabilir.

Aileyi yalnız aynı evde yaşayan insanlar topluluğu olmaktan çıkarıp aynı kulluk hedefinde birleşen bir manevi birlik hâline getirmek gerekir.


16. KÂBE’Yİ YAPARKEN BİLE “KABUL ET” DİYE DUA ETMELERİ

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil Kâbe gibi büyük bir ibadet yaparken:

“Biz ne büyük iş yaptık!”

demediler.

Tam tersine:

“Rabbimiz! Bizden kabul et.”

dediler.

Bu, ihlâsın büyük derslerinden biridir.

İnsan hayır yaptıktan sonra bile gurura kapılmamalıdır.

Çünkü:

Hayır yapabilme imkânını veren de Allah’tır.

Risale-i Nur’un ihlâs dersleriyle birlikte düşünüldüğünde insan yaptığı hizmeti nefsine mal etmemeli; kabul edilip edilmediği konusunda Allah’ın rahmetine sığınmalıdır.


17. AMELDEN SONRA KABUL ENDİŞESİ

Bugün bazen insan:

“Namaz kıldım.”

“Sadaka verdim.”

“Kur’ân okudum.”

“Birisine yardım ettim.”

diyerek amelinden emin olabilir.

Fakat peygamberlerin tavrı farklıdır.

Kâbe’yi inşa ederken bile:

“Rabbimiz! Bizden kabul buyur.”

diyorlar.

Demek ki mesele yalnız amel etmek değil, amelin Allah katında kabul edilmesidir.

Bu sebeple hayırlı amelden sonra üç şey önemlidir:

Şükür + istiğfar + kabul duası.


18. HZ. İSMÂİL’İN EN BÜYÜK ÖZELLİKLERİNDEN BİRİ: SÖZÜNDE DURMAK

Kur’ân:

“Şüphesiz o sözünde duran bir kimseydi.”
(Meryem, 19/54)

buyurur.

Bu özellik özellikle zikrediliyorsa üzerinde durulması gerekir.

Müminin şahsiyetinde:

söz = emanet

olmalıdır.

Verilen söz:

  • ticarette,

  • evlilikte,

  • arkadaşlıkta,

  • borçta,

  • iş hayatında,

  • aile ilişkilerinde

önemlidir.

Peygamber ahlâkı güvenilirliktir.

Günümüz Dersi

İnsan:

“Söz verdim ama şartlar değişti.”

diyerek sürekli sözünden dönmemelidir.

Gerçek Müslüman şahsiyeti:

“Bu insan söz verdiyse mümkün olduğu kadar yerine getirir.”

denilen şahsiyettir.


19. HZ. İSMÂİL AİLESİNE NAMAZI EMREDİYORDU

Kur’ân:

“Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi.”
(Meryem, 19/55)

buyurur.

Bu ayet aile reisleri açısından çok büyük sorumluluk taşır.

İnsan yalnız kendisinin namaz kılmasıyla yetinmemelidir.

Ailesinin iman ve ibadet hayatıyla da ilgilenmelidir.

Fakat bu:

  • bağırarak,

  • aşağılayarak,

  • nefret ettirerek

değil;

sevdirerek, yaşayarak, örnek olarak, sabırla ve hikmetle yapılmalıdır.

Kur’ân:

“Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et.”
(Tâhâ, 20/132)

buyurur.


20. EVLAT TERBİYESİNDE ASIL HEDEF: SADECE BAŞARI DEĞİL İMAN

Bugün ailelerin çocukları için en büyük kaygıları çoğu zaman:

“İyi okul kazansın.”

“İyi meslek sahibi olsun.”

“Çok para kazansın.”

“İyi bir hayat yaşasın.”

şeklindedir.

Bunlar meşru hedefler olabilir.

Fakat iman açısından daha büyük soru şudur:

“Çocuğum Allah’ı tanıyor mu?”

“Namazını önemsiyor mu?”

“Helâl-haram hassasiyeti var mı?”

“Güzel ahlâklı mı?”

“Ahiretini düşünüyor mu?”

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil kıssası ailelere gösterir ki çocuk yetiştirmenin nihai hedefi yalnız dünya başarısı değildir.

Dünya ve ahiret saadetini birlikte kazandıracak imanlı bir şahsiyet yetiştirmektir.


21. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN HZ. İSMÂİL’İN TESLİMİYETİ

Risale-i Nur’un temel derslerinden biri insanın aczini ve fakrını anlamasıdır.

İnsan:

  • her şeyi kontrol edemez,

  • geleceği bilemez,

  • musibetleri tamamen engelleyemez,

  • kendi kalbinin çalışmasını bile doğrudan yönetemez.

Fakat insanın sonsuz kudret sahibi bir Rabbi vardır.

İşte iman insanın bu aczini ümitsizlikten çıkarıp tevekküle dönüştürür.

Hz. İsmâil’in hayatında bunun canlı örneğini görürüz.

Çocukken çölde Allah’ın rahmetiyle korunmuştur.

Gençliğinde kurban imtihanında Allah’a teslim olmuştur.

Yetişkinliğinde babasıyla Kâbe’nin inşasında kulluk vazifesini yerine getirmiştir.

Böylece hayatının farklı dönemlerinde aynı hakikat görünmektedir:

“Ben Allah’ın kuluyum ve O’nun emrine teslimim.”


22. TESLİMİYET KÖRLÜK DEĞİL, İMANDAN DOĞAN GÜVENDİR

İslâm’daki teslimiyet aklı terk etmek anlamına gelmez.

Aksine mümin Allah’ın:

  • sonsuz ilmine,

  • sonsuz kudretine,

  • sonsuz hikmetine,

  • sonsuz rahmetine

iman ettiği için O’na güvenir.

İnsan bir doktorun bilgisine güvenerek ameliyat masasına yatabiliyorsa, bütün kâinatın Hâlıkı olan Allah’ın hikmetine iman eden kul çok daha yüksek bir güven duygusuna sahip olur.

Bu sebeple teslimiyet:

“Ne olursa olsun.”

anlayışı değil;

“Rabbim beni benden daha iyi bilir.”

şuurudur.


23. HZ. İSMÂİL’İN HAYATINDA SABIR

Hz. İsmâil’in:

“İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

sözü sabrın önemini gösterir.

Sabır yalnız musibet karşısında beklemek değildir.

İslâmî anlamda sabır üç büyük alanda düşünülebilir:

İbadette sabır:
Namaza, duaya, kulluğa devam etmek.

Günahlara karşı sabır:
Nefis istediği hâlde haramdan uzak durmak.

Musibetlere karşı sabır:
Başına gelen sıkıntıda Allah’a isyan etmemek.

Hz. İsmâil’in teslimiyetinde bu sabrın zirve örneklerinden birini görmekteyiz.


24. GENÇLERE HZ. İSMÂİL’DEN BÜYÜK MESAJ

Hz. İsmâil’in kurban imtihanındaki tavrı gençlere çok önemli bir mesaj verir.

Gençlik yalnız:

  • eğlenme,

  • tüketme,

  • gezme,

  • nefsin arzularını gerçekleştirme

dönemi değildir.

Gençlik aynı zamanda:

imanın, ibadetin, hizmetin, fedakârlığın ve yüksek ideallerin dönemi olabilir.

Risale-i Nur’un Gençlik Rehberi’nde kuvvetle vurgulanan hakikatlerden biri de gençliğin geçici olduğu ve ebedî hayatı kazanmak için büyük bir sermaye teşkil ettiğidir.

Hz. İsmâil’in gençliği bu sermayenin Allah yolunda nasıl kullanılabileceğine yüksek bir örnektir.


25. İTAATİN ÖLÇÜSÜ

Hz. İsmâil’in babasına itaati yanlış anlaşılmamalıdır.

Onun teslimiyetinin asıl sebebi:

Allah’ın emridir.

İslâm’da anne-babaya itaat çok büyük bir vazifedir; ancak Allah’a isyan konusunda hiçbir insana itaat edilmez.

Dolayısıyla Hz. İsmâil kıssasının mesajı:

“Anne-baba ne derse sorgusuz yap.”

değildir.

Asıl mesaj:

“Allah’ın emri karşısında samimiyetle teslim ol.”

hakikatidir.


26. İMTİHAN BAZEN EN ÇOK SEVDİĞİMİZ YERDEN GELİR

Hz. İbrahim’in imtihanının ağırlığı, Hz. İsmâil’i sevmesiyle ilgilidir.

İnsan çoğu zaman sevdiği şeylerle sınanır.

Kur’ân:

“Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır.”
(Teğâbün, 64/15)

buyurur.

Mal kötü değildir.

Evlat kötü değildir.

Dünya nimetleri kötü değildir.

Fakat bunlar Allah’ı unutturursa imtihana dönüşür.

Dolayısıyla mesele:

Neye sahip olduğumuzdan çok, sahip olduklarımızın kalbimizde hangi makamda bulunduğudur.


27. EVLAT EMANETTİR, MÜLK DEĞİLDİR

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil kıssasının ailelere öğrettiği büyük hakikatlerden biri şudur:

Çocuk Allah’ın emanetidir.

Anne-baba çocuğun mutlak sahibi değildir.

Onu:

  • beslemek,

  • korumak,

  • eğitmek,

  • iman ve ahlâk terbiyesi vermek

anne-babanın vazifesidir.

Fakat çocuğu kendi nefsî arzularının bir projesi hâline getirmek doğru değildir.

Çocuk Allah’ın kuludur.

Anne-babanın görevi onu Allah’a kulluk yolunda yetiştirmektir.


28. KÂBE’NİN İNŞASI VE TEVHİD MERKEZLİ HAYAT

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil’in Kâbe’yi yükseltmesi yalnız fizikî bir bina yapımı değildir.

Kâbe:

tevhidin sembolüdür.

Bütün Müslümanların aynı kıbleye yönelmesi, kulluğun merkezinde yalnız Allah’ın bulunduğunu hatırlatır.

Bu açıdan Kâbe’yi inşa eden baba-oğulun mesajı şudur:

Hayatın merkezine Allah’ın rızasını koy.

İnsan hayatının merkezine:

  • parayı,

  • makamı,

  • insanları,

  • şöhreti,

  • nefsini

koyarsa iç dünyası dağılır.

Fakat merkezde Allah’ın rızası bulunursa diğer sevgiler doğru yerlerini bulur.


29. HZ. İSMÂİL’İN HAYATINDAN TEVEKKÜL FORMÜLÜ

Hz. İsmâil kıssasını özetleyen güçlü bir tevekkül formülü çıkarabiliriz:

1. Sebebe müracaat et.

Hz. Hacer’in Safâ-Merve arasında koşması.

2. Allah’a dua et.

Çünkü neticeyi yaratan Allah’tır.

3. Emre teslim ol.

Hz. İsmâil’in kurban imtihanındaki tavrı.

4. Sabret.

“İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

5. Hayırlı iş yap.

Kâbe’nin inşasına yardım et.

6. Ameline güvenme.

“Rabbimiz, bizden kabul et.”

7. Aileni ibadete teşvik et.

“Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi.”

8. Sözünde dur.

“Şüphesiz o sözünde duran bir kimseydi.”

Bunlar bir araya geldiğinde İsmâilî bir kulluk ahlâkı ortaya çıkar.


30. GÜNÜMÜZ İNSANI İÇİN HZ. İSMÂİL’DEN 15 HİKMETLİ DERS

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatından özellikle şu dersleri çıkarabiliriz:

  1. Allah’a güven; sebepleri ilahlaştırma.

  2. Tevekkül ederken çalışmayı bırakma.

  3. Ümitsiz görünen şartlarda Allah’ın rahmetinden ümit kesme.

  4. Allah’ın emrini nefsinin arzusundan üstün tut.

  5. Anne-babaya karşı edepli ve merhametli ol.

  6. İmtihan karşısında sabrı öğren.

  7. Kendi gücüne değil Allah’ın yardımına güven.

  8. Verdiğin sözde dur.

  9. Namazı hayatının merkezine yerleştir.

  10. Ailenin manevî hayatıyla ilgilen.

  11. Çocuklarını yalnız dünyaya değil ahirete de hazırla.

  12. Ailece hayırlı işler yap.

  13. İbadetlerinden sonra gururlanma; kabul edilmesi için dua et.

  14. Sevdiklerini Allah’ın emaneti olarak sev.

  15. Hayatının merkezine Allah’ın rızasını yerleştir.


31. RİSALE-İ NUR AÇISINDAN: İMAN İNSANI NASIL DEĞİŞTİRİR?

Risale-i Nur’un genel iman perspektifinde iman yalnız zihinsel bir kabul değildir.

Hakiki iman insanın dünyaya bakışını değiştirir.

İnsan:

“Ben yalnızım.”

yerine:

“Benim Rahîm bir Rabbim var.”

der.

“Her şey tesadüf.”

yerine:

“Her şey Allah’ın ilim ve kudreti altındadır.”

der.

“Her şey bitti.”

yerine:

“Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez.”

der.

“Bu nimet benim.”

yerine:

“Bu bana verilen bir emanettir.”

der.

“Ben başardım.”

yerine:

“Allah nasip etti.”

der.

Hz. İsmâil’in hayatı bu iman şuurunun canlı bir örneğidir.


32. İMTİHANIN SIRRI

İnsan bazen:

“Allah beni seviyorsa neden imtihan ediyor?”

diye düşünebilir.

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil’in hayatı bunun önemli cevaplarından biridir.

Peygamberler Allah’ın seçkin kulları oldukları hâlde ağır imtihanlardan geçmişlerdir.

Demek ki:

Musibet her zaman Allah’ın kulunu terk ettiğinin göstergesi değildir.

Bazen imtihan:

  • imanı ortaya çıkarır,

  • sabrı geliştirir,

  • kulun derecesini yükseltir,

  • dünyaya aşırı bağlılığı kırar,

  • insanı Rabbine yaklaştırır.

Bu nedenle mümin her sıkıntıyı hemen ceza olarak yorumlamaz.


33. “RABBİMİZ BİZDEN KABUL ET”: İHLÂSIN ZİRVESİ

Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil Kâbe’yi inşa ediyorlar.

İnsanlık tarihinin en büyük ibadet merkezlerinden birinin temellerini yükseltiyorlar.

Fakat kalplerinde gurur yok.

Dillerinde:

“Rabbimiz! Bizden kabul et.”

duası var.

Bu dua bize şunu öğretir:

İhlâslı insan yaptığı hayrı büyütmez; Allah’ın kabulünü büyük görür.

Bu, Risale-i Nur’daki ihlâs düsturlarıyla da son derece uyumludur.

Hizmetin değeri yalnız büyüklüğünde değil:

Allah için yapılmasındadır.


34. KURBANIN İÇ DÜNYAMIZDAKİ MANASI

Kurban Bayramı geldiğinde Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil’i hatırlamak yalnız tarihî bir hatırlama olmamalıdır.

İnsan kendi nefsine şu soruları yöneltebilir:

Allah için hangi kötü alışkanlığımı terk edebilirim?

Hangi haramdan vazgeçebilirim?

Hangi kırgınlığı affedebilirim?

Hangi malımdan ihtiyaç sahiplerine verebilirim?

Hangi nefsânî arzum Allah’ın rızasının önüne geçmiş durumda?

Böyle düşünüldüğünde kurban yalnız dışarıda gerçekleştirilen bir ibadet olmaktan çıkar, insanın iç dünyasında da bir teslimiyet terbiyesine dönüşür.


35. HZ. İSMÂİL’İN HAYATININ ÖZETİ: TESLİMİYETTEN HİZMETE

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatını birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse şöyle bir çizgi ortaya çıkar:

Çölde tevekkül…

Zemzem’de rahmet…

Kurban imtihanında teslimiyet…

Sabırda sadakat…

Kâbe’de hizmet…

Ailede namaz…

Hayatta sözünde durmak…

Neticede Allah’ın rızası…

Kur’ân’ın onun hakkındaki şu ifadesi bütün bu hayatın neticesini özetler:

“Rabbi katında hoşnutluğa ermişti.”
(Meryem, 19/55)

İnsan için bundan daha büyük bir makam düşünülebilir mi?

Dünya insanı alkışlasa fakat Allah razı olmasa bunun ebedî bir değeri yoktur.

Dünya insanı tanımasa fakat Allah razı olsa, gerçek kazanç budur.


SONUÇ: HZ. İSMÂİL ALEYHİSSELÂM BİZE NE ÖĞRETİYOR?

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatı bize yalnız geçmişte yaşanmış hadiseleri anlatmaz.

Onun hayatı bugünkü insana şöyle seslenir:

Çölün ortasında kalsan da Allah’tan ümidini kesme.

Çünkü Zemzem’i çıkaran Allah’tır.

Sebeplere müracaat et fakat sebepleri yaratıcı zannetme.

Çünkü netice Allah’ın elindedir.

Allah’ın emri nefsine ağır geldiğinde Hz. İsmâil’in sözünü hatırla:

“Babacığım! Sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Sevdiklerini Allah’tan bağımsız sevme.

Onları Allah’ın emaneti olarak sev.

Çocuklarını yalnız dünya hayatına hazırlama.

Onlara namazı, duayı, helâli, haramı, güzel ahlâkı ve Allah’a güvenmeyi öğret.

Ailenle yalnız dünya için çalışma.

Birlikte ahiret için de bir şeyler inşa et.

Hz. İbrahim ile Hz. İsmâil’in Kâbe’yi birlikte yükseltmeleri gibi, her Müslüman ailesi kendi evinde küçük bir iman, ibadet, ahlâk ve merhamet yuvası kurmaya çalışmalıdır.

Ve hayırlı bir iş yaptığında:

“Ben yaptım.”

diye gururlanmak yerine Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil’in duasını söyle:

“Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz Sen hakkıyla işiten, hakkıyla bilensin.”
(Bakara, 2/127)

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın hayatından çıkarılabilecek en büyük derslerden biri şu cümlede toplanabilir:

Gerçek kulluk; Allah’a güvenmek, O’nun emrine teslim olmak, imtihanda sabretmek, nimette şükretmek, aileyi kulluk yolunda yetiştirmek ve bütün hayatı Allah’ın rızasına yöneltmektir.

Kısa Dua

Allah’ım! Hz. İsmâil Aleyhisselâm’ın teslimiyetinden, sabrından, sadakatinden ve kulluğundan bizlere de hisseler nasip eyle.

Bize Senin emirlerini nefsimizin arzularından üstün tutmayı nasip et.

Evlatlarımızı ve ailelerimizi namaz ehli, güzel ahlâklı, sadık, sabırlı ve Sana teslim olmuş kullarından eyle.

Bize verdiğin nimetleri Senin namına sevmeyi, emanetlerini Senin rızana uygun kullanmayı ve yaptığımız hayırlı amelleri ihlâsla yapmayı nasip eyle.

“Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz Sen hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin.”

Âmin.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Hz Eyyub Aleyselam Kısası
  • Salih Avcı
  • 18.01.2025
Hz Eyyub Aleyselam Kısası
Hz Salih Aleyhisselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Salih Aleyhisselam
Hz Yunus Aleyhiselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Yunus Aleyhiselam
Hz. İlyas Aleyhisselâm
  • Salih Avcı
  • 21.08.2026
Hz. İlyas Aleyhisselâm