18px

Dinin Direği Namaz


Dinin Direği Namaz

NAMAZ: KULUN RABBİNE YÖNELİŞİ

Kur’an, Sahih Sünnet ve Risale-i Nur Perspektifinden Namazın Mahiyeti, Gerekliliği ve Beş Vaktin Hikmeti


GİRİŞ: İNSAN NEDEN NAMAZA MUHTAÇTIR?

İnsan dünyaya yalnızca yemek, içmek, çalışmak, para kazanmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yaşlanmak ve sonunda ölmek için gönderilmiş bir varlık değildir.

İnsanın aklı vardır; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” diye sorar.

Kalbi vardır; geçici sevgilerle yetinmez, sonsuzluğu ister.

Vicdanı vardır; iyilik ile kötülük arasında hüküm verir.

Ruhu vardır; fanilik karşısında ebediyeti arar.

İnsan yüz yıl yaşasa bile ölmek istemez. Sevdiği insanların yok olmasını istemez. Sahip olduğu güzelliklerin sona ermesinden elem duyar.

Demek ki insanın kalbine, dünyanın bütünüyle karşılayamayacağı kadar büyük arzular konulmuştur.

Risale-i Nur'un insan anlayışında bu durum insanın aczini ve fakrını gösterir. İnsan nihayetsiz ihtiyaçlara sahip olduğu hâlde bunların çok azını kendi gücüyle karşılayabilir. İşte namaz, kulun bu aczini ve fakrını anlayarak sonsuz kudret ve rahmet sahibi Rabbine yönelmesidir.

Namaz insana üç temel sorunun cevabını sürekli hatırlatır:

Ben kimim?

Allah'ın kuluyum.

Nereden geldim?

Allah'ın yaratması ve iradesiyle dünyaya geldim.

Nereye gidiyorum?

Dünya hayatından sonra Rabbimin huzuruna ve ebedî âleme gidiyorum.

Bu bakımdan namaz yalnızca bedenen yapılan birtakım hareketlerden ibaret değildir. Namaz; insanın aklını, kalbini, ruhunu, bedenini ve bütün hayatını Allah'a yönelten kapsamlı bir kulluk eğitimidir.


1. NAMAZ NEDİR?

Kur'an-ı Kerîm'de Hz. Musa'ya hitaben şöyle buyrulur:

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي

“Şüphesiz ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.”

Tâhâ Suresi, 20/14

Bu ayet namazın en büyük hikmetlerinden birini açıkça göstermektedir:

Allah'ı zikretmek ve hatırlamak.

İnsan dünya hayatının meşguliyetleri içerisinde Rabbini unutmaya müsaittir.

İşiyle uğraşır.

Geçimini düşünür.

Ailesiyle ilgilenir.

Geleceğinden endişe eder.

Telefon, internet, sosyal hayat, mal, makam ve dünya meseleleri zihnini doldurabilir.

İşte ezan günde beş defa insana adeta:

“Dünya işleri arasında asıl yaratılış gayeni ve Rabbini unutma.”

diye seslenir.

Namaz, dünyanın çeşitli meselelerine dağılan insanın dikkatini tekrar Rabbine çevirir.


2. NAMAZ ALLAH'IN HUZURUNA YÖNELİŞTİR

Kul namaza:

الله أكبر

Allahu Ekber

diyerek başlar.

“Allahu Ekber”, “Allah en büyüktür” demektir.

Namaza başlayan insan bununla büyük bir hakikati ilan eder:

Allah her şeyden büyüktür.

Derdim büyük olabilir; fakat Allah'ın kudreti daha büyüktür.

Borçlarım ağır olabilir; fakat bütün rızık hazineleri Allah'ın elindedir.

Hastalığım ağır olabilir; fakat şifayı yaratmaya kadir olan Allah'tır.

Geleceğim bana karanlık görünebilir; fakat Allah geçmişi de geleceği de bilir.

Ölüm bana büyük görünebilir; fakat ölümü ve hayatı yaratan Allah'tır.

Böylece insan namazın başında dünyayı tamamen değersiz saymaz; fakat dünyayı Allah'ın büyüklüğü karşısındaki gerçek yerine koyar.


3. NAMAZ İNSANA ACZİNİ VE FAKRINI ÖĞRETİR

İnsan kendisini güçlü zannedebilir.

Fakat kalbinin bir dakika daha atmasını garanti edemez.

Yarın ne yaşayacağını bilemez.

Yaşlanmayı durduramaz.

Ölümü engelleyemez.

Sevdiklerinin ömrünü kendi iradesiyle uzatamaz.

Buna karşılık ihtiyaçları son derece fazladır.

Havaya muhtaçtır.

Suya muhtaçtır.

Gıdaya muhtaçtır.

Güneşe muhtaçtır.

Toprağa muhtaçtır.

Sağlığa muhtaçtır.

Sevgiye muhtaçtır.

Bağışlanmaya muhtaçtır.

Ve bütün bunların üzerinde Rabbine muhtaçtır.

Risale-i Nur terminolojisiyle insanın acz ve fakrı, onu Allah'ın kudret ve rahmetini tanımaya götüren iki önemli penceredir.

İnsan secdeye başını koyduğunda hâliyle adeta şöyle der:

“Ya Rabbi! Ben kendi kendime yeterli değilim. Sana muhtacım.”

Bu, insanın değersizleşmesi değil; yaratılmış bir kul olarak gerçek makamını bulmasıdır.


4. NAMAZ NEDEN KILINMALIDIR?

Namazın en temel sebebi şudur:

Çünkü Allah emretmiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de birçok ayette namaz emredilir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا

“Şüphesiz namaz, müminlere vakitleri belirlenmiş bir farzdır.”

Nisâ Suresi, 4/103

Dolayısıyla beş vakit namaz, yalnızca insanın istediği zaman yaptığı kişisel bir maneviyat uygulaması değildir.

Mükellef Müslüman için farzdır.

Ancak Allah'ın emirleri hikmetsiz değildir. Namazın insanın hem dünya hem de ahiret hayatına bakan çok büyük hikmetleri vardır.


5. NAMAZ BİR ŞÜKÜRDÜR

Bir an düşünelim:

Gözümüzün gerçek fiyatı nedir?

İki gözümüzü kaybetsek servetimizi verip yeniden görmek istemez miydik?

Kalbimiz yıllardır çalışmaktadır.

Akciğerlerimiz nefes almaktadır.

Böbreklerimiz kanımızı süzmektedir.

Beynimizde olağanüstü derecede karmaşık faaliyetler gerçekleşmektedir.

Bir lokma ekmeğin meydana gelmesi için bile güneşten suya, topraktan yağmura, bitkilerden mevsimlere kadar birçok sebep bir araya gelmektedir.

Fakat insan bunların hiçbirini yaratmamaktadır.

Kur'an-ı Kerîm şöyle buyurur:

وَإِن تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللَّهِ لَا تُحْصُوهَا

“Allah'ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız.”

Nahl Suresi, 16/18

Bir insan bize küçük bir iyilik yaptığında teşekkür ediyoruz.

Öyleyse hayatımızı, aklımızı, gözümüzü, kulağımızı, rızkımızı ve sayısız nimeti ihsan eden Rabbimize karşı şükür vazifemiz çok daha büyüktür.

Namaz bu şükrün en kapsamlı ifadelerinden biridir.


6. RİSALE-İ NUR'A GÖRE NAMAZ VE ŞÜKÜR

Risale-i Nur'un üzerinde önemle durduğu hakikatlerden biri şudur:

Nimet sebepten değil, Müsebbibü'l-Esbâb olan Allah'tandır.

Mesela bir elmayı bize ağaç getirir.

Fakat ağaç;

toprağı yaratamaz,

suyu yaratamaz,

güneşi meydana getiremez,

elmanın yapısını kendi ilmiyle tasarlayamaz,

insanın hangi maddelere ihtiyaç duyduğunu bilemez.

Demek ki ağaç bir sebeptir.

Nimetin gerçek yaratıcısı ve ihsan edeni Allah'tır.

Namazda:

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.”

demek, nimeti gerçek sahibine vermektir.


7. NAMAZ BİR TEVHİD DERSİDİR

Namazın hemen her bölümünde tevhid hakikati vardır.

Allahu Ekber

En büyük Allah'tır.

Elhamdülillah

Gerçek hamd ve şükür Allah'a aittir.

İyyâke na'budu

“Yalnız Sana kulluk ederiz.”

İyyâke nestaîn

“Yalnız Senden yardım dileriz.”

Sübhâne Rabbiyel Azîm

“Azamet sahibi Rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim.”

Sübhâne Rabbiyel A'lâ

“En yüce Rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim.”

Böylece namaz insanın tevhid inancını sadece zihninde tutmaz; onu beden, dil ve kalple tekrar tekrar ilan etmesini sağlar.


8. SECDE: KULUN RABBİNE EN YAKIN OLDUĞU HÂLLERDEN BİRİ

Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl secde hâlidir. Öyleyse secdede duayı çoğaltın.”

Sahih Müslim, Salât, 482

Burada çok derin bir kulluk sırrı vardır.

İnsan bedenen en aşağıya indiği anda manen yükselmektedir.

Alnını yere koyar.

Kibrini bırakır.

Acizliğini kabul eder.

Ve:

“Sübhâne Rabbiyel A'lâ — En yüce Rabbimi tenzih ederim.”

der.

Kendisi yere kapanırken Rabbini A'lâ, yani en yüce olarak ilan eder.

Kulluğun en güzel manzaralarından biri budur.


9. NAMAZ GÜNAHLARA KEFARET VESİLESİDİR

Resûlullah ﷺ beş vakit namazı çok güzel bir temsille anlatmıştır.

Bir kimsenin kapısının önünde bir nehir bulunsa ve o kişi bu nehirde her gün beş defa yıkansa üzerinde kir kalıp kalmayacağını sormuştur.

Sahâbe:

“Hayır, kirinden hiçbir şey kalmaz.”

deyince Peygamber Efendimiz ﷺ beş vakit namazın da buna benzediğini ve Allah'ın namazlar vesilesiyle hataları sildiğini bildirmiştir.

Bu hadis Sahih Buhârî ve Sahih Müslim'de rivayet edilmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, namazın kul haklarını otomatik olarak ortadan kaldırdığı veya büyük günahlar için tövbeye ihtiyaç bırakmadığı şeklinde anlaşılmamasıdır.

Namaz, kulun sürekli temizlenmesine ve Rabbine dönmesine büyük bir vesiledir.


10. NAMAZ İNSANI KÖTÜLÜKTEN KORUMALIDIR

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ

“Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”

Ankebût Suresi, 29/45

Şuurlu namaz insanın bütün hayatına tesir etmelidir.

Çünkü kişi günde beş defa Allah'ın huzurunda durduğunun şuuruna varır.

Bir harama yaklaşırken:

“Rabbim beni görüyor.”

diye düşünür.

Bir insanın hakkına gireceği zaman kendisini sorgular.

Yalan söyleyeceği zaman durup düşünür.

Bu nedenle namaz seccadede başlayıp seccadede biten bir ibadet olmamalıdır.

Namazın ahlâka yansıması gerekir.


11. HUŞÛ NEDİR?

Kur'an müminlerin özelliklerinden birini şöyle bildirir:

الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ

“Onlar namazlarında huşû içindedirler.”

Mü'minûn Suresi, 23/2

Huşû sadece hareketsiz durmak değildir.

Huşû, insanın:

“Ben kimin huzurundayım?”

sorusunun farkında olmasıdır.

Namazda insan:

“Allah beni görüyor, sözümü işitiyor ve kalbimdekini biliyor.”

şuuruyla Rabbine yönelmeye çalışır.


12. BEŞ VAKİT NAMAZ VE MİRAÇ

Sahih hadislerde beş vakit namazın farz kılınması Miraç hadisesi bağlamında anlatılmaktadır.

Rivayetlere göre önce elli vakit namaz farz kılınmış, daha sonra beş vakte indirilmiş; fakat Allah'ın lütfuyla bu beş vaktin elli vakit sevabı değerinde olduğu bildirilmiştir.

Bu sebeple namazın İslâm'daki yeri son derece büyüktür.

Burada yaygın bir söz hakkında önemli bir düzeltme yapmak gerekir:

“Namaz müminin miracıdır.”

Bu ifade manası itibarıyla güzel olmakla beraber sahih bir hadis olarak Peygamber Efendimize ﷺ nispet edilmemelidir.

Namazın insanı manen Rabbine yöneltmesini anlatan meşhur bir ifade olarak kullanılabilir.


13. RİSALE-İ NUR'DA BEŞ VAKİT NAMAZIN HİKMETİ

Bediüzzaman Said Nursî, Dokuzuncu Söz'de beş vakit namazın hikmetlerini dikkat çekici bir tefekkür sistemi içerisinde açıklar.

Namaz vakitlerini yalnızca saat olarak değerlendirmez.

Bu vakitler aynı zamanda:

  • Günün farklı safhalarını,

  • Yılın ve mevsimlerin farklı dönemlerini,

  • İnsan ömrünün farklı merhalelerini,

  • Kâinatın yaratılış ve değişimindeki büyük safhaları

hatırlatan işaretler hâline gelir.

Bu yaklaşım bir tefekkür ve temsil çerçevesidir. Kur'an'ın “beş vaktin sebebi tam olarak bunlardır” şeklindeki açık bir hükmü olarak değil, Risale-i Nur'un namaz vakitlerindeki hikmetleri açıklayan tefekkürü olarak anlaşılmalıdır.


14. SABAH NAMAZI: YENİDEN BAŞLANGIÇ

Sabah vakti karanlık çekilir.

Güneş doğmaya hazırlanır.

Kuşlar uyanır.

Hayat yeniden hareketlenir.

İnsan uykudan kalkar.

Adeta dünya yeniden dirilmektedir.

Dokuzuncu Söz'ün tefekküründe fecir vakti;

baharın başlangıcını, insanın yaratılışının ilk safhalarını ve kâinatın yaratılış başlangıcını

hatırlatan bir zaman dilimidir.

Sabah namazı insana:

“Sana yeni bir gün ihsan edildi.”

dersini verir.

İnsan uyuduğu zaman sabaha çıkacağını garanti edemez.

Fakat Allah yeniden uyandırmıştır.

Bu nedenle yeni günün başlangıcında kul Rabbine yönelir.


15. ÖĞLE NAMAZI: NİMETLERİN ORTASINDA ŞÜKÜR

Öğle vakti günün hareketli zamanlarından biridir.

İnsan işinde, okulunda, ticaretinde veya günlük meşguliyetlerinin içindedir.

Tam dünya insanı kendisine çekerken ezan yükselir:

Allahu Ekber!

Yani:

“Dünya işlerinden daha büyük olan Rabbini unutma.”

Dokuzuncu Söz'ün tefekküründe öğle vakti aynı zamanda yaz mevsiminin kemalini ve insan ömrünün kuvvetli dönemlerini hatırlatır.

Gençlikte;

kuvvet,

enerji,

güzellik,

sağlık

ve imkânlar çoğalabilir.

Öğle namazı insana:

“Bunların hiçbiri kendinden değildir; sana ihsan edilmiştir.”

dersini verir.


16. İKİNDİ NAMAZI: ÖMÜR GEÇİYOR

İkindi geldiğinde günün önemli bir kısmı geride kalmıştır.

Güneş batıya yönelmiştir.

Gölgeler uzamaya başlamıştır.

Dokuzuncu Söz'deki tefekkürde ikindi vakti;

güz mevsimini ve insanın ihtiyarlık dönemini

hatırlatır.

Gençlik kalıcı değildir.

Saçlar beyazlar.

Bedenin kuvveti azalır.

Sevdiklerimizden bazıları dünyadan ayrılır.

İkindi güneşi insana adeta:

“Ömrün de bu gün gibi geçiyor.”

der.

Namaz ise:

“Geçip giden ömrünü ebedî hayat hesabına değerlendir.”

dersini verir.


17. AKŞAM NAMAZI: FANİLİK DERSİ

Akşam güneş batar.

Biraz önce dünyayı aydınlatan güneş ufkun arkasında kaybolur.

Günün defteri kapanmaya başlar.

Bu manzara insanın ölümünü ve dünyanın faniliğini hatırlatır.

Risale-i Nur'un tefekküründe akşam vakti;

güz mevsiminin sonunu, insanın vefatını ve mahlûkatın zevalini

hatırlatan büyük bir ibret vaktidir.

Akşam namazı insana:

“Fani olanlara kalbini bütünüyle bağlama; Bâki olan Rabbine yönel.”

dersini verir.


18. YATSI NAMAZI: DÜNYA PERDESİNİN KAPANMASI

Yatsı vakti geldiğinde gündüz tamamen sona ermiştir.

Risale-i Nur'un tefekküründe bu karanlık;

dünyanın kapanışını,

ölüm sonrasını

ve berzah âlemini

hatırlatan bir işaret olarak okunur.

Yatsı aynı zamanda günlük muhasebe için güzel bir zamandır.

İnsan kendisine sorabilir:

Bugün Allah için ne yaptım?

Kimin gönlünü kırdım?

Kime iyilik yaptım?

Hangi nimetlere şükrettim?

Hangi günahlardan tövbe etmeliyim?

Sonra namazını kılar, istiğfar eder ve Rabbine tevekkül ederek uyur.


19. UYKU VE SABAH: ÖLÜM VE DİRİLİŞİ HATIRLATAN BİR İBRET

Uyku sırasında insanın dış dünyayla şuurlu bağlantısı büyük ölçüde kesilir.

Sabah yeniden uyanır.

Kur'an da uyku ile ölüm arasında düşündürücü bir ilişkiye dikkat çeker.

Bu nedenle uyku ve uyanış, ölüm ve yeniden diriliş üzerinde tefekkür etmeye vesile olabilir.

Gece:

ölümü hatırlatır.

Sabah:

dirilişi hatırlatır.

Her yeni sabah insana haşrin mümkün olduğunu düşündüren günlük bir ibret tablosuna dönüşebilir.


20. NAMAZ YÜK MÜDÜR, YÜKÜ HAFİFLETEN BİR İBADET MİDİR?

Namaz elbette dinî bir vazifedir.

Fakat kulluk şuuruyla kılındığında insanın manevi yükünü de hafifletebilir.

Kul şöyle düşünür:

“Ben üzerime düşeni yaparım. Sebeplere başvururum. Çalışırım. Tedbirimi alırım. Fakat neticeyi yaratmak Allah'a aittir.”

Bu tevekkül tembellik değildir.

Risale-i Nur'un tevekkül anlayışında insan önce vazifesini yapar, sebeplere müracaat eder; sonra neticeyi Allah'tan bilir.

Böylece insan bütün dünyanın yükünü omuzlarında taşıyormuş gibi yaşamaktan kurtulur.


21. PEYGAMBERİMİZ ﷺ VE NAMAZLA RAHATLAMAK

Resûlullah ﷺ Hz. Bilâl'e namaz için çağrıda bulunurken:

“Ey Bilâl! Bizi namazla rahatlat.”

manasına gelen söz söylemiştir.

Rivayet Ebû Dâvûd'da bulunmaktadır.

Buradaki anlayış çok güzeldir.

Namaz:

“Bir an önce kılalım da aradan çıksın.”

denilecek bir yük olarak değil;

“Rabbimizin huzuruna çıkıp huzur bulalım.”

şuuruyla görülmelidir.


22. FÂTİHA: KUL İLE RABBİ ARASINDA MÜNÂCÂT

Namazın her rekâtında Fâtiha Suresi okunur.

Kul:

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.”

der.

Ardından:

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

“Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.”

der.

Burada iki büyük hakikat birleşmektedir:

Ubudiyet ve istiâne.

Yani:

“Ya Rabbi! Kulum, Sana ibadet ediyorum.”

ve:

“Ya Rabbi! Acizim, yardımımı Senden istiyorum.”


23. RÜKÛ VE SECDE NE ANLATIR?

Rükûda insan eğilir ve:

“Sübhâne Rabbiyel Azîm.”

der.

Yani:

“Azamet sahibi Rabbimi noksanlıklardan tenzih ederim.”

Beden eğilirken dil Allah'ın azametini ilan eder.

Secdede ise insan bedeninin en aşağı noktasına iner ve:

“Sübhâne Rabbiyel A'lâ.”

der.

Yani:

“En yüce Rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim.”

İnsan aşağıya indikçe Allah'ın yüceliğini ilan eder.

Bu, kulluğun son derece güçlü bir temsilidir.


24. NAMAZ KÂİNATIN TESBİHATINA ŞUURLU KATILIMDIR

Risale-i Nur perspektifinde kâinat başıboş ve manasız değildir.

Kur'an'ın bildirdiği üzere varlıklar Allah'ı tesbih eder.

Güneş vazifesini yapar.

Dünya hareket eder.

Ağaçlar meyve verir.

Hayvanlar kendilerine verilen kabiliyetlerle yaşar.

Bütün varlık âlemi Allah'ın koyduğu kanunlar içerisinde hareket eder.

İnsan ise akıl ve şuur sahibi olduğundan Rabbine şuurlu kulluk etmekle vazifelidir.

Namazda insan adeta bütün mahlûkatın tesbihatını kendi şuuruyla Allah'a arz eder.


25. KIBLE NEDEN VARDIR?

Allah mekândan münezzehtir; Allah'ın Kâbe'nin içinde bulunduğu veya yalnızca belirli bir yönde olduğu düşünülmez.

Fakat Allah Müslümanlara namazda Kâbe'ye yönelmelerini emretmiştir.

Bunun önemli hikmetlerinden biri ümmetin birlik ve beraberliğidir.

Dilleri farklı olabilir.

Milletleri farklı olabilir.

Ülkeleri farklı olabilir.

Zengin veya fakir olabilirler.

Fakat namaz vakti dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar aynı kıbleye yönelir.

Bu manzara:

“Rabbimiz bir, peygamberimiz bir, kitabımız bir, kıblemiz bir.”

şuurunu kuvvetlendirir.


26. CEMAATLE NAMAZIN HİKMETLERİ

Camide;

zenginle fakir,

yöneticiyle çalışan,

öğretmenle öğrenci,

yaşlıyla genç

aynı safta durabilir.

Herkes aynı kıbleye yönelir.

Herkes aynı Allah'ın huzurunda secde eder.

Bu durum Müslümanların kardeşliğini, eşitliğini ve cemaat şuurunu kuvvetlendiren büyük bir eğitimdir.


27. NAMAZ VE AHİRET HESABI

Sünnette namazın ahiret hesabındaki önemini bildiren rivayetler bulunmaktadır.

Kulun namazının kulluk hayatındaki merkezi konumu, namaza verilen önemin ne kadar büyük olması gerektiğini gösterir.

Fakat burada önemli bir denge vardır:

İnsan yalnız namazına güvenerek diğer farzları ve kul haklarını ihmal edemez.

Namaz insanı;

dürüstlüğe,

adalete,

helâl kazanca,

güzel ahlâka,

merhamete,

kul hakkından sakınmaya

götürmelidir.


28. NAMAZI TERK ETMENİN TEHLİKESİ

Namaz İslâm'ın en temel ibadetlerinden biridir.

Namazı terk etmek hafife alınacak bir mesele değildir.

Ancak namazı terk eden belirli bir kişi hakkında kolayca iman hükmü vermek de doğru değildir. Bu mesele İslâm fıkhında ayrıntılı olarak ele alınmış ve namazın farziyetini inkâr etmek ile tembellik sebebiyle terk etmek arasında önemli ayrımlar yapılmıştır.

Bu nedenle insan başkalarını yargılamaktan önce kendi namazını muhafaza etmeye çalışmalıdır.


29. NAMAZI SEVMEK İÇİN NE YAPMALI?

Namaz sadece:

“Bitirmem gereken bir görev.”

olarak görülürse nefse ağır gelebilir.

Fakat manası düşünülerek kılındığında farklılaşır.

Abdest alırken:

“Rabbimin huzuruna hazırlanıyorum.”

Kıyamda:

“Allah beni görüyor.”

Rükûda:

“Azamet Rabbime aittir.”

Secdede:

“Ya Rabbi! Sana muhtacım.”

Tahiyyatta:

“Rabbimin huzurunda kulluğumu arz ediyorum.”

diye düşünmek namaz şuurunun gelişmesine yardımcı olabilir.


30. BEŞ VAKTİN MANEVİ ÖZETİ

SABAH

Mesajı: Yeni bir hayat ve yeni bir gün verildi.

Dersi: Şükür, ümit ve tevekkül.

ÖĞLE

Mesajı: Dünya meşguliyetleri arasında Rabbini unutma.

Dersi: Kulluk ve şükür.

İKİNDİ

Mesajı: Gün de ömür de geçiyor.

Dersi: Muhasebe ve faniliğin farkına varmak.

AKŞAM

Mesajı: Fani güzellikler bir gün dünyadan ayrılır.

Dersi: Bâki olan Allah'a yönelmek.

YATSI

Mesajı: Bir günün daha defteri kapandı.

Dersi: İstiğfar, teslimiyet ve ahirete hazırlanmak.


SONUÇ: NAMAZIN ÖZÜ

Namaz yalnızca hareket değildir.

Ubudiyettir.

Namaz yalnızca bir görev değildir.

Allah'ın emridir.

Namaz yalnızca dua değildir.

Zikir ve münâcâttır.

Namaz yalnızca şükür değildir.

Tesbihtir.

Namaz yalnızca tesbih değildir.

Tevhidin fiilî ilanıdır.

Namaz yalnızca dünya hayatını düzenleyen bir ibadet değildir.

İnsanı ahirete hazırlayan bir kulluk mektebidir.

Sabah namazında insan yeni güne Rabbini hatırlayarak başlar.

Öğle namazında dünyanın yoğunluğu içerisinde Allah'a yönelir.

İkindi namazında günün ve ömrünün geçtiğini fark eder.

Akşam namazında faniliği görür.

Yatsı namazında gününün muhasebesini yaparak Rabbine teslim olur.

Ertesi sabah yeniden uyandığında hayatın yeniden verilmiş büyük bir nimet olduğunu düşünür.

Böylece beş vakit namaz, insanın gününün farklı noktalarına yerleştirilmiş beş büyük kulluk ve tefekkür durağı hâline gelir.

Kul her namazda:

Allahu Ekber!

diyerek dünyaya şunu ilan eder:

Allah dertlerimden büyüktür.

Allah korkularımdan büyüktür.

Allah bütün sebeplerden büyüktür.

Ölümü de hayatı da yaratan O'dur.

Fani dünyanın arkasında Allah'ın vaat ettiği ebedî hayat vardır.

Ve nihayet kul alnını secdeye koyarak bütün hayatının en temel hakikatlerinden birini hâliyle ilan eder:

“Ben kulum; Sen Rabbimsin.”

Namazın özü, insanın bu kulluk hakikatini hayatının merkezine yerleştirmesidir.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

ALLAH’A İMAN
  • Salih Avcı
  • 20.02.2023
ALLAH’A İMAN
24 Altın
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
24 Altın
Allah Marifeti
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
Allah Marifeti
Deprem hutbesi
  • Salih Avcı
  • 22.02.2023
Deprem hutbesi
Büyük Günahlardan Kaçınma
  • Salih Avcı
  • 22.02.2023
Büyük Günahlardan Kaçınma
Küll Cüz Kavramları
  • Salih Avcı
  • 15.12.2024
Küll Cüz Kavramları
ENE ÜZERİNE
  • Salih Avcı
  • 15.12.2024
ENE ÜZERİNE
Meleklere İman
  • Salih Avcı
  • 16.12.2024
Meleklere İman
Hakikatli Bir Hatıra
  • Salih Avcı
  • 22.02.2025
Hakikatli Bir Hatıra
KADERE BİR DE BÖYLE BAK
  • Salih Avcı
  • 16.05.2025
KADERE BİR DE BÖYLE BAK
KADERE İMAN İZAHI
  • Salih Avcı
  • 09.08.2025
KADERE İMAN İZAHI
 TEVEKKÜL
  • Salih Avcı
  • 10.08.2025
TEVEKKÜL
Hırs ve Azim
  • Salih Avcı
  • 10.08.2025
Hırs ve Azim
Hastalar için Manevi Reçete
  • Salih Avcı
  • 30.11.2025
Hastalar için Manevi Reçete
Kamil Mürşid
  • Salih Avcı
  • 20.01.2026
Kamil Mürşid
Çocuğu Vefat Edenen Teselli
  • Salih Avcı
  • 22.05.2026
Çocuğu Vefat Edenen Teselli
Aklın Mertebeleri
  • Salih Avcı
  • 04.08.2026
Aklın Mertebeleri
Dinin Direği Namaz
  • Salih Avcı
  • 10.08.2026
Dinin Direği Namaz
Tevhid Ehadiyet Vahdaniyet
  • Salih Avcı
  • 11.08.2026
Tevhid Ehadiyet Vahdaniyet
İnsan Kimdir?
  • Salih Avcı
  • 11.08.2026
İnsan Kimdir?
Vesvese Takıntı
  • Salih Avcı
  • 12.08.2026
Vesvese Takıntı
Besmelenin Büyük Sırrı
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Besmelenin Büyük Sırrı
Gerçek Mutluluğun Sırrı
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Gerçek Mutluluğun Sırrı
Nefis Terbiyesi
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Nefis Terbiyesi
Gıybet
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Gıybet
Riba Nedir?
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Riba Nedir?
Zekat ve İnfak
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Zekat ve İnfak
İhlas
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
İhlas
Mehdiyet
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Mehdiyet
Kainat Ağacı ve İnsan
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Kainat Ağacı ve İnsan
Anne Baba Hakkı
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Anne Baba Hakkı
Gençlik Rehberi
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Gençlik Rehberi
AKTİF SABIR VE SABR-I CEMÎL
  • Salih Avcı
  • 13.09.2026
AKTİF SABIR VE SABR-I CEMÎL
 BEŞ HİKMETLİ CÜMLE
  • Salih Avcı
  • 23.09.2026
 BEŞ HİKMETLİ CÜMLE